YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/13747
KARAR NO : 2014/18950
KARAR TARİHİ : 30.06.2014
MAHKEMESİ : İzmir 2. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 27/02/2014
NUMARASI : 2012/259-2014/105
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi .. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
İİK’nun 170/3. maddesinde; “İcra mahkemesi, 68/a maddesinin dördüncü fıkrasına göre yapacağı inceleme sonunda, inkar edilen imzanın borçluya ait olmadığına kanaat getirirse itirazın kabulüne karar verir. İtirazın kabulü kararı ile takip durur.” hükmü yer almaktadır.
İİK ‘nun 170/4.maddesinde ise; icra mahkemesince imzaya itirazın kabulüne karar verilmesi halinde, senedi takibe koymada kötü niyeti veya ağır kusuru bulunduğu takdirde, alacaklının takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminatla sorumlu tutulacağı hüküm altına alınmıştır.
Somut olayda, mahkemece, borçlunun imzaya itirazı kabul edildiğine göre, İİK’nun 170/3. maddesi uyarınca takibin durdurulmasına karar verilmesi gerekirken; takibin iptali yönünde hüküm tesisi yasanın açık hükmüne aykırıdır. Takibe konu bonoya itiraz eden borçlunun Avalist, 1. cirantanın U. E. Nakl. İnş. San. Tic. Ltd. Şti., 2. cirantanın E. Ş. …….. Tic. Ltd. Şti, 3. cirantanın T.C. Ziraat Bankası A.Ş. Etimesgut Şubesi ve takip alacaklısının ise; ….. Makine İmalat San. Tic. A.Ş. olduğu görülmektedir. Bu durumda, hamil ile avalist arasında doğrudan ilişki bulunmadığından adı geçen hamil, takibe dayanak bonodaki imzanın avaliste ait olup olmadığını bilebilecek durumda değildir. Borçlu tarafından, alacaklının senedi takibe koymada kötü niyeti veya ağır kusuru bulunduğu da kanıtlanamadığına göre, mahkemece, alacaklının tazminat ile sorumlu tutulması doğru değildir.
O halde, mahkemece, takibin iptaline ve borçlu lehine tazminata karar verilmesi isabetsiz olup kararın bozulması gerekmiştir.
Öte yandan, borçlunun itirazlarının kısmen kabulüne karar verildiği halde kendisini bir vekil tarafından temsil ettiren alacaklı yararına vekalet ücretine hükmedilmemiş olunması da doğru değildir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30/06/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.