YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/15276
KARAR NO : 2014/17487
KARAR TARİHİ : 17.06.2014
MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 7. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 13/02/2014
NUMARASI : 2013/721-2014/62
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Borçlu A.. P.. vekili icra mahkemesine başvurusunda, anılan borçluya yapılan ödeme emri tebliğ işleminin usulsüz olduğunu belirterek, tebliğ tarihinin 11.12.2013 olarak düzeltilmesini istemiştir.
7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun 32. maddesi gereğince tebliğ, usulüne aykırı yapılmış olsa bile muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi olarak kabul edilir.
Hukuk Genel Kurulu’nun 05.06.1991 tarih ve 1991/12-258 Esas, 1991/344 Karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere borçlunun icra dairesine itiraz etmesinden ayrı olarak yedi günlük şikayet süresi içinde tebliğ tarihinin düzeltilmesi için icra mahkemesine başvurması da zorunludur. Bir diğer anlatımla, borçlunun kendisine gönderilen ödeme emri tebliğ işleminin usulsüz olduğunu ileri sürerek icra mahkemesine başvurması “şikayet” niteliğindedir. İİK.nun 16/1. maddesi gereğince şikayetin öğrenme tarihinden itibaren yedi günlük sürede yapılması zorunludur.
Somut olayda, borçlu A.. P..’a ödeme emri tebliğ işlemi Tebligat Kanunu’nun 17. maddesine göre yapılmış olup, tebliğ anında muhatabın orada bulunmadığı tespit edilmeden doğrudan çalışana yapılmış olduğundan, anılan madde hükmüne aykırı olmakla, usulsüzdür. Ancak, her ne kadar takip usulsüz tebligat üzerine kesinleştirilmiş ise de, alacaklının talebi ile 04.07.2013 tarihinde borçlunun sahibi olduğu İstanbul ili Küçükçekmece ilçesi … mah. 800 Ada 4 parsel, 113 nolu bağımsız bölüme, 20870 yevmiye no ile haciz konulmuştur. Dosya içerisinde mevcut tapu Sicil Müdürlüğü yazısından borçlunun, üzerinde haciz bulunan taşınmazı 10.07.2013 tarihinde M. S. H. isimli kişiye sattığı, buna ilişkin bilgilerin icra müdürlüğü dosyasına bildirildiği görülmektedir. Türk Medeni Kanunu’nun 1020. maddesi uyarınca tapu sicili aleni olup, hiç kimse tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini ileri süremez. İcra müdürü haciz işlemini yaparken, bir başka anlatımla haciz tarihinde taşınmazın borçlu adına kayıtlı olması zorunlu ve yeterlidir.
Borçlu her ne kadar, 11.12.2013 tarihinde icra takibinden haberdar olduğunu
belirterek tebliğ tarihinin öğrenme tarihi olan bu tarih olarak düzeltilmesini istemekte ise de; tapu sicilinin aleniyeti ilkesi gereği 10.07.2013 tarihli satış ile haciz işlemini öğrendiği ve takipten bu tarihte haberdar olduğu kabul edilmelidir. Bu durumda borçlunun 10.07.2013 tarihinden itibaren İİK.nun 16/1.maddesinde öngörülen yasal yedi günlük süre geçtikten sonra 12.12.2013 tarihinde icra mahkemesine başvurmuş olması karşısında, mahkemece istemin süre aşımı nedeniyle reddi gerekirken, esasının incelenerek kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17/06/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.