YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/19149
KARAR NO : 2014/21744
KARAR TARİHİ : 18.09.2014
MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 20/02/2014
NUMARASI : 2011/421-2014/114
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının onanmasını mutazammın 28/04/2014 tarih, 2014/9907 Esas – 2014/12377 Karar sayılı daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ….tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Şikayetçi vekili, icra kefaletinin baskı ve tehdit altında alındığını, damga vergisinin yatırılmadığını, borcun ana para,faiz ve masrafları hesaplanıp net miktarının bildirilmediğini ileri sürerek icra emrinin iptali istemi ile icra mahkemesine başvurmuş; mahkemece, kefaletin TBK’nun 583. maddesine uygun olmadığı, sorumlu olduğu azami miktar ile kefalet tarihinin sözleşmede bulunmadığı, el yazısı ile düzenlenmediğinden icra emrinin iptaline karar verildiği anlaşılmıştır.
İİK’nun 38. maddesinde ilam mahiyetini haiz belgeler arasında sayılmış olan icra kefaleti, bu maddenin son fıkrasına göre müteselsil kefalet hükmündedir. Dolayısıyla Borçlar Kanunu’nun kefalete ilişkin hükümlerine uygun düzenlenmesi , icra kefaletleri için de geçerlik şartıdır.
Somut olayda, Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden önce 23.04.2011 tarihinde Sarıyer İcra Müdürlüğü’nün 2011/1647 Talimat sayılı dosyasından yapılan hacizde, şikayetçi Ç.. Ö.., dosya borcu olan 1.497.685,84 TL’nın tamamına icra kefili olmuş ve bu beyanını imzalamıştır. İcra kefaletinin alındığı tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı BK’nın 484.maddesine uygun olarak kefalet tesis edilmiştir.
6098 sayılı TBK ise 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. TBK’nun 583. maddesinin birinci fıkrasına göre; “Kefalet sözleşmesi yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısı ile belirtmesi şarttır. “
6101 sayılı TBK’nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun’un 1.maddesine göre TBK’nın yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Kefalet sözleşmesi 818 sayılı BK yürürlükte iken kanuna uygun olarak kurulduğundan 6098 sayılı TBK’nın 583.maddesindeki düzenlemeden dolayı geçersiz kabul edilemez. 6101 sayılı TBK’nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun’un 7.maddesinde 6098 sayılı TBK’nın derdest davalara uygulanması ile ilgili düzenlemenin de olayda uygulama yeri bulunmamaktadır.
O halde mahkemece; icra kefaleti geçerli olduğundan icra emrinde istenen faiz ve fer’ilerin icra kefaletine uygun olup olmadığı denetlenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, şikayetin kabulüne ve icra emrinin iptaline karar verilmesi isabetsiz olup, kararın bu gerekçelerle bozulması gerekirken Dairemizce onandığı anlaşılmakla karar düzeltme isteminin kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Alacaklının karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 28.04.2014 tarih, 2014/9907 Esas – 2014/12377 Karar sayılı onama kararının kaldırılmasına, mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 18/09/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.