YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/20085
KARAR NO : 2014/23180
KARAR TARİHİ : 02.10.2014
MAHKEMESİ : Büyükçekmece 1. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 10/12/2013
NUMARASI : 2012/1233-2013/1450
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının bozulmasını mutazammın 02.04.2014 tarih, 2014/7701-9583 sayılı daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Düzeltilmesi istenen Yargıtay ilamıyla bunda atıf yapılan mahkeme kararında yazılı gerekçeler ve dosyada mevcut belgeler karşısında karar düzeltme isteği yerinde görülmediği gibi HUMK. nun 440. maddesinde yazılı dört halden hiç birine de uymadığından İİK.nun 366. ve HUMK.nun 442. maddeleri uyarınca (REDDİNE), takdiren 226,00 TL para cezası karar düzeltme isteyenden alınmasına, 52,40 TL karar düzeltme harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın karar düzeltme isteyenden tahsiline, 02/10/2014 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
karşı oy yazısı:
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 08.12.1982 günlü 1982/4 Es. ve 1982/4 Ka. sayılı kararına göre; ”Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 142. maddesi hükmüne göre, mahkemelerin görevleri kanunla düzenlenir. Öte yandan, 5 Aralık 1977 tarihli, 4/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da açıklandığı üzere,mahkemelerin görevi kamu düzeni ile ilgili olup kıyas veya yorum ile genişletilmesi yahut değiştirilmeleri mümkün bulunmamaktadır. Şayet kanunda açıklık yoksa, görev genel mahkemelere aittir.”
Hukuk Genel Kurulunun 16.04.2014 tarihli 2013/12-1310 Es. ve 2014/532 Ka. sayılı ilamına göre icra mahkemesinin yetkisi sınırlıdır.
TC. Anayasası’nın 6.maddesine göre; ”Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.”, 36.maddesine göre; ”Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” , 37.maddesine göre; ”Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz. Bir kimseyi kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarma sonucunu doğuran yargı yetkisine sahip olağanüstü merciler kurulamaz.”, 142.madesine göre; ”Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir.”
Hükümlerinin mahiyeti itibariyle herkese veya her olaya uygulanması mümkün olan kanunlara genel kanun, belli kişilere veya belli olaylara uygulanan kanunlara ise özel kanun denilmektedir. İcra ve İflas Kanunu özel, Hukuk Muhakemeleri Kanunu ise genel kanundur.
Kambiyo senetlerinde İİK.’nun 169/a maddesi gereğince dar yetkili icra mahkemesi imza inkarı dışındaki sahtecilik iddiasını inceleyemez. Çünkü bu maddede incelenebilecek itiraz sebepleri; a)İtfa, b)İmhal, c)Zamanaşımı ve d)İmzaya itiraz olmak üzere sınırlı olarak sayılmıştır. Senette sahtecilik iddiasını inceleme görevi genel yetkili mahkemelere aittir.İmza itirazı da borca iitrazdır. Yasa koyucu imza itirazının inceleme şeklini ayrıntılı olarak İİK.’nun 170.maddesinde düzenlediği halde sahtecilik itirazının incelenme şeklini İİK.’nda düzenlememiştir. Yasa koyucunun böyle bir iradesi olsa idi sahtecilik itirazının incelenme şeklini de belirlerdi.Takip hukukunda düzenlenmeyen bir konuda yorum yolu ile görevli olunduğunu söylemek Anayasa’ya, İİK.’nuna ve İçtihadı birleştirme kararına açıkça aykırılık oluşturmaktadır.
İcra ve İflas Kanunu icra takip hukuku açısından Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre özel kanun olup, takip hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarda öncelikle İcra ve İflas Kanunu hükümlerinin, bu kanunda hüküm bulunmayan durumlarda ise anılan kanuna aykırılık teşkil etmemek koşuluyla genel nitelikte olan Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanması gerekir. Sahtelik iddiasının imza inkarı dışında bir nedene dayanması durumunda İcra ve İflas Kanunu’nda özel bir düzenleme bulunmadığından sorunun çözümü için 6100 Sayılı HMK.nun 209.maddesinin uygulanması gerekeceğinden bu maddenin amir hükmü gereğince icra takibi olduğu yerde durur. Bunun için sahtelik iddiasının ileri sürüldüğü mahkemece ayrıca tedbir kararı verilmesi gerekmez. Borçlu tarafından icra dairesine başvurulması halinde icra müdürlüğünce anılan madde uyarınca sahtelik davası sonuna kadar icra takibinin durdurulması gerekir. İcra müdürünün kararının taraflarca İİK.nun 16/2.maddesi uyarınca süresiz şikayet konusu yapılabileceği tabidir. Öte yandan borçlu tarafından doğrudan icra mahkemesine başvurulmasına da yasal engel olmadığı gibi, hakim, 6100 Sayılı HMK.nun 209/1.maddesini re’sen nazara almalıdır.
Pek tabidir ki mahkemece sahtelik iddiasının imza inkarı dışındaki bir nedene dayandığının belirlenmesi halinde takip hukukunun özelliği ve acele karar verilmesi gerekliliğinin bir sonucu olarak, sahtelik davası bekletici mesele yapılmadan, sahtelik davasında karar verilinceye kadar icra takibinin durdurulmasına karar verilmesi gerekir.
Somut olayda; Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Fizik İhtisas Dairesi’nin 24.09.2013 tarihli B.03.1.ATK.0.10.00.00.101.02.2013/81798/8347 sayılı 7130 numaralı raporunun 3.sahifesinin (c)bendinde ”Tüm bulgular dikkate alındığında mevcut senedin 2,8×5,4 cm.lik pencere şeklinde açıklığı olan başka bir belgenin altına yapıştırıldıktan sonra (senedin imza bölümü pencere şeklindeki açıklığa denk gelecek şekilde) adı geçene imzalatıldığı, daha sonra üstteki belgenin sökülerek alttaki senedin mevcut haliyle doldurulduğu sonucuna varılmıştır.” denildiği, İstanbul 39.Asliye Ticaret Mahkeme’sinin 2013/50 Es. sayılı dosyasında 19.04.2013 tarihinde takibe konulan senetle ilgili takibin tedbiren durdurulmasına karar verildiği, Büyükçekmece C.Baş Savcılığı’nın 2012/30157 sayılı hazırlık dosyasında sahte senet tanzimi ile ilgili soruşturma yürütüldüğü, mahkemece senedin sahte olarak oluşturulduğu gerekçesiyle takibin iptaline karar verildiği, dairemiz tarafından ”Somut olayda, takip konusu senetteki imzanın borçlu eli ürünü olduğu kesindir. Bu senede ilişkin sahtelik iddiası ise yargılamayı gerektirdiğinden, dar yetkili icra mahkemesinde incelenmesi mümkün değildir. Bu nedenle takibin iptaline karar verilmesi isabetsiz olup, borçlunun borca ve faize itirazı konusunda herhangi bir inceleme yapılmadığından borçlunun bu yöndeki itiraz nedenleri incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı gerekçeyle takibin iptaline karar verilmesi isabetsizdir. ”denilerek kararın bozulduğu görülmüştür.
Yukarıda belirttiğim sebeplerle bozma kararımızda belirtilen senetteki sahtelik iddiasının genel mahkemelerde yargılamayı gerektirdiği, bu iddianın dar yetkili icra mahkemesinde incelenmesinin mümkün olmadığı şeklindeki gerekçesi yerinde ise de; HMK.’nun 209/1 maddesi gereğince takibin durdurulması yerine iptaline karar verilmesi isabetsiz olduğundan mahkeme kararının düzeltilerek onanaması gerekirken bozmaya karar verilmesi ve bu kararla ilgili düzeltme talebinin de reddine karar verilmesi ile ilgili çoğunluk görüşüne katılmıyorum. 02.10.2014