YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/28225
KARAR NO : 2015/4318
KARAR TARİHİ : 02.03.2015
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi …tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından çeke dayalı olarak borçlu hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan icra takibine karşı borçlunun icra mahkemesine yaptığı başvuruda, imzaya itiraz ederek takibin iptali isteğinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
Somut olayda, mahkemece, takibe dayanak çek üzerinde yaptırılan inceleme sonucunda Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen 20.10.2010 tarihli raporda, imzanın keşideci borçlunun eli ürünü olup olmadığı hususunun tespit edilemediğinin bildirildiği ve anılan rapora, alacaklı tarafından itiraz edilerek yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılması talebinde bulunulduğu görülmektedir.
Adli Tıp Kurumundan alınan raporda, itiraza konu edilen imzanın aidiyeti konusunda net bir görüş bildirilmediği açık olup; mahkemece, değinilen rapor hükme esas alınmak suretiyle itirazın kabulüne karar verilmiş ise de, sözkonusu raporun anılan kurumdan alınmış ve heyetçe düzenlenmiş olması yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre ona üstünlük sağlamayacağından kesin kanaat bildirmeyen mevcut rapora göre sonuca gidilemez. Zira, Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi’nin imza incelemesinde son mercii olarak kabulü hususunda yasal bir düzenleme bulunmamaktadır (HGK.’nun 07.10.2009 tarih ve 2009/12-282 sayılı kararı).
Öte yandan, kural olarak senetteki imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti, senet elinde olup takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir (HGK.’nun 26.04.2006 tarih ve 2006/12-259 Esas, 2006/231 Karar sayılı kararı).
Bu durumda, alacaklı tarafından yeni bir bilirkişi incelemesi yapılması talep edildiğine ve ispat yükü de alacaklıda olduğuna göre, mahkemece usulünce yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken; eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02/03/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.