Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2014/31115 E. 2015/7229 K. 26.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/31115
KARAR NO : 2015/7229
KARAR TARİHİ : 26.03.2015

MAHKEMESİ : İcra Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
1-İşin niteliği bakımından temyiz tetkikatının duruşmalı olarak yapılmasına HUMK.nun 438. ve İİK’nun 366. maddeleri hükümleri müsait bulunmadığından bu yoldaki isteğin reddi oybirliğiyle kararlaştırıldıktan sonra işin esası incelendi:
2-Alacaklı tarafından borçlu aleyhine bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibine geçildiği, borçlunun icra mahkemesine yaptığı başvuruda, takip konusu bononun senedin lehtarı olan …ve … ile aralarında yapılan sözleşme uyarınca teminat senedi olarak verildiğini ileri sürerek borca itiraz ettiği, mahkemece takibin iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır.
HGK’nun 14.3.2001 tarih ve 12-233/257 sayılı ve yine 20.6.2001 tarih ve 12-496/534 sayılı kararlarında da benimsendiği üzere; dayanak belgenin teminat senedi olduğu iddiası, hangi ilişkinin teminatı olduğu senet üzerine yazılmak suretiyle ya da yazılı belge ile kanıtlanmalıdır. Yazılı belge sunulduğu takdirde, İİK’nun 169/a maddesi uyarınca belgede takip dayanağı senede açıkça atıf yapılması zorunludur.
Somut olayda, takibe konu bono metninde teminat amaçlı verildiğine dair bir ibare yer almadığı gibi; lehtar ve keşideci borçlunun imzaladıkları 04.08.2011 tarihli protokolun 1. maddesinde “… ortağı olduğu …ve …’nin 3. şahıslardan yapacağı mal ve hizmet alımları için 01.08.2011 tanzim 01.09.2011 ödeme tarihli 1.000.000,00(bir milyon Türklirası) bedelli bono vermiştir ” hükmü yer almaktadır. Dosyaya sunulan bu sözleşmede verildiği belirtilen bononun tanzim tarihi 01.08.2011 olduğu halde takip dayanağı bononun tanzim tarihinin farklı olarak 03.08.2011 tarihini taşıdığı dikkate alındığında ilgili protokolün bu anlamda teminat iddiasını kanıtlamaya yeterli olmadığı anlaşılmaktadır.
Kaldı ki, 6102 sayılı TTK.nun 778/1-a .maddesi göndermesiyle bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı kanunun 687/1.maddesi gereğince, kural olarak, bonodan dolayı kendisine müracaat olunan kimse keşideci veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri müracaatta bulunan hamile karşı ileri süremez. Bu kuralın istisnası da aynı fıkrada düzenlenmiş olup, buna göre, hamil, bonoyu iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş ise, borçlu, keşideci veya önceki hamillerle arasındaki hukuki ilişkiden kaynaklanan def’ileri müracaatta bulunan hamile karşı da ileri sürebilecektir.
Somut olayda ciranta konumunda olan takip alacaklısı …’nin kötüniyetli olduğu iddia ve ispat edilmediği gibi, senet metninde de sözleşme nedeniyle verildiğine ilişkin bir ibare bulunmadığından takip alacaklısına karşı senedin teminat senedi olduğu ileri sürülemez.
Hal böyle olunca, mahkemece, şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle, takibin iptali yönünde yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26.03.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.