YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/32526
KARAR NO : 2015/5097
KARAR TARİHİ : 09.03.2015
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
1-Alacaklının borçlu … ye yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Tarafların iddia ve savunmalarına, dosya içeriğindeki bilgi ve belgelere ve kararın gerekçesine göre temyiz itirazlarının REDDİNE;
2-Alacaklının borçlu …’a yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Alacaklı banka tarafından genel kredi sözleşmesine dayalı olarak genel haciz yolu ile ilamsız icra takibine başlandığı, borçluların, alacak ipotekle temin edildiğinden İİK.’nun 45.maddesi gereğince ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip sonuçlanmadan aleyhlerinde genel haciz yolu ile takip başlatılmasının usulsüz olduğunu ileri sürerek takibin iptali istemi ile icra mahkemesine başvurdukları anlaşılmıştır.
İİK.’nun 45.maddesi asıl borçlular ile ilgili olarak düzenlenmiş olup, alacağı rehinle temin edilen bir kimsenin “rehni veren” hakkında doğrudan doğruya genel haciz yolu ile takibe geçmesini önlemekte ve rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tâbi şahıslardan olsa bile, alacaklının yalnız rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabileceğine ilişkin bulunmaktadır. Bir diğer anlatımla, İİK.’nun 45. maddesi asıl borçlu için getirilmiş bir kural olup, kefiller hakkında uygulanmaz.
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun müteselsil kefalet başlıklı 586.maddesinde ise; “Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir” hükmü yer almaktadır.
Somut olayda, alacaklı banka tarafından borçlu…. Bursa Tekstil Sanayi ve Ticaret AŞ.’ye kredi kullandırıldığı, …’ın ise kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı görülmektedir.
Bu durumda, Türk Borçlar Kanunu’nun yukarıda açıklanan hükmüne ve takip dayanağı kredi sözleşmesi içeriğinde kefaletin müteselsil olduğunun yazılmasına göre, alacaklının kefil olan şikayetçi … hakkında genel haciz yolu ile takip yapabilmesi için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir.
O halde, mahkemece, şikayetçi borçlu … yönünden 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 586.maddesi uyarınca değerlendirme yapılarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile adı geçeni de kapsar şekilde takibin tümden iptali yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ :Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda (2).maddede yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09/03/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.