YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/33049
KARAR NO : 2015/8359
KARAR TARİHİ : 02.04.2015
MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:Alacaklı tarafından kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla başlatılan takibe karşı borçlunun, eşinin rahatsızlığı nedeni ile hastanede yanında refakat etmesi gerektiğinden ve hiç yanından ayrılamadığından, süresinde icra takibine itiraz edemediğini, borcu daha önceden peşin olarak ödediğini, senet bedelinin 850,00 TL iken 8500,00 TL olarak değiştirildiğini ve bu miktarın alacak olarak tahsil edilmeye çalışıldığını ileri sürerek borca itirazda bulunduğu görülmüştür.
Mahkemenin 28.05.2013 tarih ve 2013/521 Esas-2013/544 Karar sayılı ilk kararı ile; yasal (5) günlük süreden sonra açıldığı gerekçesiyle davanın süre yönünden reddine hükmedilmiş, kararın temyizi üzerine, Dairemizin 21.10.2013 tarih ve 2013/23593 Esas- 2013/32691 Karar sayılı ilamı ile; itiraz dilekçesi içeriğinden borçlunun başvurusunun gecikmiş itiraz niteliğinde olduğu, ancak mahkemece bu konuda bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığı, borçlunun ibraz ettiği deliller de değerlendirilmek suretiyle İİK.nun 65. maddesine dayalı gecikmiş itiraz başvurusunun incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği nedeniyle karar bozulmuştur.HMK’nun 26. maddesine göre; “Hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.” Anılan kanun maddesinden de anlaşılacağı üzere; hakim, tarafların iddia ve savunmaları ile bağlı olup, talepten fazlasına veya talebin dışında bir şeye hükmedemez. Eş söyleyişle hakim, davacının talep sonucu ile bağlı olduğundan, bu talepten fazlasına karar veremez.Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş, ancak, bu kez Dairemizin bozma ilamının gerekleri yerine getirilmeden, borçlunun gecikmiş itiraz başvurusu ve buna bağlı sair itirazları ile ilgili hiçbir inceleme yapılmadan, talep olmadığı ve bu konuda alınmış bir bilirkişi raporu da bulunmadığı halde imza itirazının kabulü ile takibin durdurulmasına karar verilmiştir.
Mahkeme, Yargıtay’ın bozma kararına uyulmasına karar verirse, artık bu uyma kararı ile bağlıdır; daha sonra, bozmaya uyma kararından dönemez. Çünkü bozmaya uyma (ara) kararı ile, bozma yararına olan taraf için, usule ilişkin kazanılmış hak doğmuştur. Hatta, hakim bozma kararına uyulmasına karar verdikten sonra o mahkemeden ayrılsa ve yerine gelen hakim bozmaya uyulmasına ilişkin kararı doğru bulmasa bile, bu uyma kararından dönemez; kendisinden önceki hakimin uymuş olduğu bozma ilâmı gereğince işlem yapmakla yükümlüdür (Prof.Dr.B.Kuru-HUMK-Cilt.4).
O halde mahkemece, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda borçlunun talepleri incelenerek, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02.04.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.