YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/34552
KARAR NO : 2015/6446
KARAR TARİHİ : 19.03.2015
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
İİK’nun 134/2.maddesinde ihalenin feshini isteyebilecek ilgililer sınırlı olarak sayılmıştır. Bunlar; satış isteyen alacaklı, borçlu, tapu sicilindeki ilgililer ve pey sürmek suretiyle ihaleye iştirak edenlerdir.
Tapu Kanunu’nun 26. maddesi ve TMK.nun 1009. maddesi uyarınca, kişisel hak mahiyetinde olan satış vaadi sözleşmesine dayalı hak, tapu kaydına işlenmekle kuvvetlendirilmiş nisbi hak niteliğini kazanır. Bu nedenledir ki, aynı yasa hükümlerine göre sicile şerh verilen satış vaadi sözleşmesi 5 yıl süre ile 3.kişilere karşı ileri sürülebilme imkanı bulur.
Taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesi, tapu kütüğüne şerh edilmiş olsa dahi, lehine satış vaat edilen kişi adına tescil işlemi gerçekleşmedikçe mülkiyetin intikalini sağlamaz. Yukarıda da belirtildiği gibi, Tapu Kanununun 26.maddesi uyarınca siciline şerh verilen satış vaadi sözleşmesi, 5 yıl süreyle 3.kişilere karşı ileri sürülebilir. Ancak bunun için anılan süre içerisinde tescil davası açılması ve 3.kişi adına tescil işleminin tamamlanması zorunludur. Bu hak, yukarıda belirtildiği gibi tescil kararı alınıp, tapuya işlenmediği sürece ayni nitelik kazanmaz.
Somut olayda; satışı yapılan Antalya İli, Muratpaşa İlçesi, Güzeloba Mahallesi 6731 Ada 1 Parsel sayılı taşınmazın tapu kaydına göre ihalenin feshi isteminde bulunan şikayetçi Orhan Gürel lehine 07.10.1993 tarih ve 1010 yevmiye ile satış vaadi şerhi verildiği, ihalenin ise 08.08.2014 tarihinde yapıldığı anlaşılmaktadır. Şu hale göre, satış vaadi şerhi tarihinden sonra ihale tarihi itibarı ile 5 yıldan fazla zaman geçtiğine ve şikayetçinin şerh tarihinden itibaren 5 yıl içinde mahkemede tesçil davası açıtığı ve lehine tesçil kararı verildiğine yönelik bir iddiası da olmadığına göre artık bu hakkın 3. kişilere karşı ileri sürülmesi imkanı yasal olarak ortadan kalkmış olduğundan İİK’nun 134/2. maddesinde sayılan “ilgili” sıfatı kalmamıştır. Şikayetçi taşınmazda paydaş oymadığı gibi pey süren de değildir.
Bu durumda mahkemece; hiç bir işlem yapılmaksızın başvurunun aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile işin esasına da girilerek istemin reddine karar verilmesi isabetsiz ise de, sonuçta istemin reddine karar verildiğinden mahkeme kararı sonucu itibarı ile doğru olduğundan sair temyiz itirazları
yerinde değil ise de;
İİK.nun 134. maddesinin açık hükmüne göre işin esasına girilmemesi halinde para cezasına hükmedilemeyeceğinden, şikayetçi aleyhine para cezasına hükmedilmesi doğru değil ise de; bu yanlışlığın giderilmesi de yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması yoluna gidilmiştir.
SONUÇ : Şikayetçinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Antalya 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 21.10.2014 tarih ve 2014/1133 E. – 2014/1349 K. sayılı kararının hüküm bölümünün ikinci paragrafında yer alan “Davacı …’ın İİK’nun 134/3 son cümlesi gereğince ihale bedelinin %10’u olan 282.000,00 TL para cezasına mahkum edilmesine,” cümlesinin tamamının karar metninden çıkartılmasına, kararın düzeltilmiş bu şekliyle İİK’nun 366. ve HUMK’nun 438. maddeleri uyarınca (ONANMASINA), mahkeme kararı düzeltilerek onandığından harç alınmasına yer olmadığına, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19/03/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.