YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/35391
KARAR NO : 2015/9109
KARAR TARİHİ : 09.04.2015
MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından genel haciz yoluyla yapılan ilamsız icra takibinin kesinleşmesinden sonra, icra müdürlüğünce, borçlunun 6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesi kapsamında kullanıcı olduğu taşınmazların üzerine “kulanım ve zilyetlik hakkının üçüncü şahıslara devrinin engellenmesine” yönelik olarak tapuya şerh verilmesine karar verilmesi üzerine, borçlunun memurluk işleminin iptali istemiyle icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, 6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesi kapsamındaki taşınmazların zilyedine şahsi hak tanıdığı, bu hakkın noter satışı ile üçüncü kişilere satılabileceği, alacaklının mahkemeden veya icra müdürlüğünden yetki alarak borçlu adına tescil yaptırmasının mümkün olduğu gerekçesiyle şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.İİK’nun 94/3. maddesinde “Borçlunun zilyed bulunduğu bir taşınmaz üzerindeki fevkalede zamanaşımı ile iktisabının istemek hakkının haczedilmesi halinde, icra dairesi zilyetliğin başkasına devrine mani olacak tedbirleri alır ve alacaklıya bir ay içinde taşınmazın borçlusu adına tescili, için dava açma yetkisi verir. Mahkemenin tescil kararı ile taşınmaz bu alacaklı lehine mahcuz sayılır” hükmüne yer verilmiştir.Somut olayda, icra müdürlüğünce, borçlunun 6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesi kapsamında kullanıcı olduğu taşınmazların üzerine “kulanım ve zilyetlik hakkının üçüncü şahıslara devrinin engellenmesine” yönelik olarak tapuya şerh verilmesine karar verildiği görülmüştür.İİK’nun 85. maddesi uyarınca; borçlunun kendi yedinde veya üçüncü kişide olan taşınır mallarıyla taşınmazlarından ve alacak ve haklarından borca yetecek miktarı haczolunur. İlerde yasal koşullar tahakkuk ettiği takdirde, borçlu adına taşınmaz üzerinde doğabilecek talep hakkı üzerine haciz konulması usulsüzdür. Başka bir anlatımla, malik olmayan borçlunun borcu için 6831 sayılı Yasa’nın 2/1-B maddesi kapsamında Hazine adına kayıtlı taşınmaz ile ilgili olarak henüz doğmamış olan hakkı bu aşamada haczedilemez. İİK’nun 94/3. maddesinin de olayda uygulama yeri yoktur. Öte yandan, icra müdürü ancak, İcra ve İflas Kanunu’nda kendisine tanınan yetkileri kullanabileceğinden, anılan yasada yer almayan bir yetkiyi kullanamaz. İcra ve İflas Kanunu’nda da icra müdürünce ihtiyati tedbir kararı verilebileceği hususunda bir düzenleme bulunmadığına göre, icra müdürünün taşınmazın tapu kaydına “kulanım ve zilyetlik hakkının üçüncü şahıslara devrinin engellenmesine” şeklinde şerh verme yetkisi bulunmamaktadır.
O halde mahkemece, şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09/04/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.