Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2014/35489 E. 2015/2994 K. 17.02.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/35489
KARAR NO : 2015/2994
KARAR TARİHİ : 17.02.2015

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının bozulmasını mutazammın 27/10/2014 tarih, 2014/19024-25022 sayılı daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Sair karar düzeltme nedenleri yerinde değil ise de;
Haciz tarihi itibari ile yürürlükte bulunan İİK’nun değişiklik öncesi 106. Maddesinde, “Alacaklı, haczolunan mal taşınır ise hacizden nihayet bir sene ve taşınmaz ise nihayet iki sene içinde satılmasını isteyebilir.” hükmüne yer verilmiştir. Aynı kanunun 110. maddesinde ise, “bir malın satılması kanuni müddet içinde istenmez veya talep geri alınıp da, bu müddet içinde yenilenmezse o mal üzerindeki haciz kalkar. “hükmü yer almaktadır.
Borçlu tarafça süresi içinde meskeniyet şikayetinde bulunulduğunda geçerli ve devam eden bir haciz işlemi bulunup bulunmadığının icra mahkemesince resen incelenmesi zorunludur. Ortada geçerli ve mevcudiyetini koruyan bir haciz bulunmadığı takdirde şikayetin konusu da olmayacaktır.
O halde mahkemece öncelikle şikayet tarihi olan 19/07/2011 tarihi itibariyle şikayete konu taşınmaz üzerindeki haczin düşüp düşmediği yöntemince incelenerek, haczin düştüğünün tespiti halinde bu nedene dayalı olarak haczin kaldırılmasına karar verilmesi gerekmektedir.
Haczin düşmediğinin tespiti halinde ise ;
İİK.nun 82/1-12. maddesi gereğince, borçlunun “haline münasip” evi haczedilemez. Bir meskenin borçlunun haline uygun olup olmadığı adı geçenin haciz anındaki sosyal durumuna ve borçlu ile ailesinin ihtiyaçlarına göre belirlenir. Buradaki “aile” terimi, geniş anlamda olup, borçlu ile birlikte aynı çatı altında yaşayan, bakmakla yükümlü olduğu kişileri kapsar. İcra mahkemesince, borçlunun sözü edilenlerle birlikte barınması için zorunlu olan haline münasip meskeni temin etmesi için gerekli bedel bilirkişilere tespit ettirildikten sonra, haczedilen yerin kıymeti bundan fazla ise satılmasına karar verilmeli ve satış bedelinden yukarıda nitelikleri belirlenen mesken için gerekli olan miktar borçluya bırakılmalı, kalanı alacaklıya ödenmelidir.
Bu kıstasları aşan nitelik ve evsaftaki yerlerle, makul ölçüleri geçen oda ve salonu kapsayan ve ikamet için zorunlu öğeleri içeren bir meskenin dışındaki yerler, maddede öngörülen amaca aykırıdır. Borçlunun görev ve sıfatı, kendisinin yukarıda belirlenenden daha görkemli bir meskende ikamet etmesini gerektirmez.
Öte yandan, paylı taşınmazlarda, her paydaşın meskeniyet şikayetinde bulunma hakkı vardır. Bu halde, iddia, pay oranı esas alınarak çözümlenmelidir. Bir başka deyişle, İİK’nun 82. maddesi hükmüne göre haczedilmezlik şikayetinde bulunan şikayetçinin payına isabet eden değerden haline uygun bir mesken edinip edinemeyeceği araştırılarak sonuca gidilmesi icap eder.
Somut olayda mahallinde yapılan keşif neticesinde bilirkişi rapporu alınmış ve hükme esas alınan bilirkişi raporundan dava tarihi itibariyle taşınmaz bedelinden borçlunun hissesine düşen bedelin 134.479 TL olduğunu ve takibe konan borcun ödenmesinden sonra ise kalan miktarın 83.807,80 TL olduğunu, borçlunun yaşam standardına uygun minimum düzeydeki konut fiyatının 300.000 TL civarında olduğunu belirtir şekilde rapor hazırlamıştır.
Rapor bu hali ile hüküm kurmaya elverişli değildir. Asıl olan borcun ödenmesi olup, borçlunun mutlaka meskeniyet şikayetinde bulunduğu semtte veya o yere yakın semtte meskeninin bulunması zorunlu değildir. Bu nedenle borçlunun şehrin daha mütevazi semtlerinde daha küçük, haline münasip edinebileceği meskenin değerinin belirlenmemiş olması doğru değildir.
Ayrıca meskeniyet iddiasına konu olan taşınmazın tapu kaydında, borçlunun hissesi üzerinde ….. lehine 18.07.2006 tarih ve …. yevmiye numrası ile ipotek tesis edildiği görülmüştür.
Borçlunun daha önce ipotek ettiği taşınmazı hakkında sonradan haczedilmezlik şikayetinde bulunabilmesi için ipoteğin, mesken kredisi, esnaf kredisi, zirai kredi gibi zorunlu olarak kurulmuş ipoteklerden olması gerekir. Zira, zorunlu olarak kurulan ipoteğin meskeniyet şikayetine engel teşkil etmeyeceği ilkesi, bu ipoteğin sosyal amaçlı olarak verilen kredinin teminatını oluşturmasından kaynaklanmaktadır. Bunun dışında, borçlunun serbest iradesi ile kurduğu ipotekler, adı geçenin daha sonra bu yerle ilgili olarak meskeniyet iddiasında bulunmasını engeller.
O halde mahkemece öncelikle şikayet tarihi olan 19/07/2011 tarihi itibariyle şikayete konu taşınmaz üzerindeki haczin düşüp düşmediği yöntemince incelenmeli, haczin düşmediğinin tespiti halinde meskeniyet iddiasına konu olan taşınmaz üzerindeki 18.07.2006 tarih ve …. yevmiye numrası ile kurulan ipoteğin niteliği araştırılmalı ve yukarıda açıklanan ilke ışığında söz konusu ipoteğin meskeniyete dayalı haczedilmezlik şikayetini engeller mahiyette olup olmadığı belirlenmeli, ipoteğin meskeniyet iddiasına engel teşkil etmediğinin anlaşılması halinde ise mahkemece bilirkişiden ek rapor alınmak veya gerektiğinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle taşınmazın hesap edilecek toplam değerinden borçlunun hissesine isabet edecek miktar tespit edildikten ve borçlunun bulunduğu yerden daha mütevazi koşullara sahip yerlerde haline münasip alabileceği evin değeri açık ve net şekilde belirlendikten sonra, borçlunun hissesine düşen miktar, haline münasip alabileceği evin değerinden düşük ise meskeniyet şikayetinin kabulüne, hissesine düşen miktar, haline münasip alabileceği evin değerinden fazla ise taşınmazın satılarak haline münasip evin alınması için gerekli miktarın borçluya, kalanının ise alacaklıya ödenmesine taşınmazın haline münasip evi alabileceği değerden az olmamak üzere satılmasına, şeklinde hüküm tesisi gerekirken bu ilkelere aykırı olarak verilen karar isabetsizdir. Mahkeme kararının bu gerekçe ile bozulmasına karar verilmesi gerekirken Dairemiz 27.10.2014 tarihli bozma ilamında yazılı gerekçe ile bozulması yanılgıya dayalı olup borçlunun karar düzeltme isteminin kabulü gerekmiştir.
SONUÇ: Borçlunun karar düzeltme isteminin kısmen kabulü ile Dairemizin 27/10/2014 tarih, 2014/ 19024 Esas – 2014/ 25022 Karar sayılı bozma ilamının kaldırılmasına, mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17.02.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.Başkan