Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2015/10070 E. 2015/22346 K. 29.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/10070
KARAR NO : 2015/22346
KARAR TARİHİ : 29.09.2015

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı ve borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
1) İşin niteliği bakımından temyiz tetkikatının duruşmalı olarak yapılmasına HUMK.’nun 438. ve İİK.’nun 366. maddeleri hükümleri müsait bulunmadığından bu yoldaki isteğin reddi oybirliğiyle kararlaştırıldıktan sonra işin esası incelendi;
2) Borçlunun, … İlçesi, … Köyü’nde bulunan 10 parça taşınmazı ile … İlçesi, … Köyü’nde bulunan 308 parsel nolu taşınmazının, İİK.’nun 82. maddesinin birinci fıkrasının 4. bendi uyarınca haczedilemeyeceğini ileri sürerek şikayet yoluyla icra mahkemesine başvurduğu görülmektedir.
İİK.’nun 82. maddesinin birinci fıkrasının 4. bendi uyarınca; “Borçlu çiftçi ise kendisinin ve ailesinin geçimi için zaruri olan arazi” haczedilemez.
Borçlunun bu maddeden yararlanabilmesi için asıl uğraşının çiftçilik olması gerekir. Yani geçimini çiftçilik ile temin etmelidir. Bunun için borçlunun bizzat kendisinin ziraat yapması zorunlu olmayıp tarım arazisini ortakçıya (yarıcıya) vermek suretiyle işletmesi halinde de, bu madde uyarınca haczedilmezlik şikâyetinde bulunabilir. Asıl işi çiftçilik olan borçlunun, yan gelir elde etmek amacıyla yan işler yapması, çiftçilik sıfatını ortadan kaldırmadığı gibi, örneğin çiftçi olan borçlunun, emekli maaşı alması da çiftçilik vasfını ortadan kaldırmaz. Böyle bir durumda, borçlunun kendisi ve ailesinin geçimi için zaruri olan arazinin miktarı, haczedilen haczedilmeyen tüm taşınmazları keşif ve bilirkişi incelemesi ile belirlenmeli ve borçlunun elde ettiği ek gelirler de dikkate alınarak hesaplama yapılmalıdır.
Burada sözü edilen aile tabirinden, borçlunun kanunen geçindirmekle yükümlü bulunduğu kimseler, borçlu ile birlikte oturmamasına karşılık borçlunun kendilerine nafaka yükümlülüğü bulunan kişiler anlaşılmalıdır.
Öte yandan, borçlunun daha önce ipotek koydurduğu taşınmazı hakkında, sonradan haczedilmezlik şikayetinde bulunabilmesi için ipoteğin mesken kredisi, esnaf kredisi, zirai kredi gibi zorunlu olarak kurulmuş ipoteklerden olması gerekir. Bunun dışında, borçlunun serbest iradesi ile kurduğu ipotekler, daha sonra bu yerle ilgili olarak haczedilmezlik iddiasında bulunulmasını engeller.
Somut olayda, borçlunun çiftçi olduğu ve köyde yaşadığı ispatlanmış olup;esasen bu husus mahkemenin de kabulündedir. Diğer taraftan, kolluk tarafından borçlu …’un sosyal ve ekonomik durumunun tespiti amacıyla yapılan araştırmada; adı geçen borçlunun birlikte yaşadığı oğlu İlkay ve eşine bakmakla yükümlü olduğunun belirlendiği, dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinde ise; 1990 doğumlu İlkay’ın kendisine ait servisle öğrenci taşıdığı, ayrıca arazileri ve hayvanları bulunduğunun sabit olduğu, mahkemece de, borçlunun sadece eşine bakmakla mükellef olduğu kabul edilerek sonuca gidildiği anlaşılmaktadır. Ne var ki, borçlu Şerif tarafından bakmakla yükümlü bulunduğu çocuğunun halen öğrenimine devam eden … olduğunun bildirildiği ve dosya içeriğindeki nüfus aile kayıt tablosuna göre de; borçlunun 1996 doğumlu … … isimli kızının bulunduğu açıktır. Ayrıca, şikayete konu 2349 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının incelenmesinde; … lehine ipotek tesis edildiği ve yine mahcuz taşınmazlardan 2017 sayılı parsel üzerinde …’ın ipoteğinin olduğu; ancak, mahkemece, anılan ipotekler yönünden araştırma yapılmadığı görülmektedir.
O halde, mahkemece, öncelikle, mahcuz taşınmazlardan 2349 ve 2017 sayılı parsellerle ilgili ipotek akit tablolarının getirtilmesi, sözkonusu ipoteklerin haczedilmezlik şikayetine engel teşkil etmeyecek zorunlu ipotek nevinden olup olmadıklarının, zorunlu ipotek olmasalar bile haciz tarihi itibariyle ipoteklere konu borçların ödenip ödenmediğinin belirlenmesi, akabinde dosya kapsamında yer alan borçluya ait nüfus aile kayıt tablosu dikkate alınarak kolluk araştırması yaptırılmak suretiyle borçlunun bakmakla yükümlü olduğu kişilerin tespit edilmesi, bu kişilerin borçlu ile birlikte yaşayıp yaşamadıklarının, geçimlerini nasıl temin ettiklerinin , sosyal ve ekonomik durumlarının saptanması, daha sonra yukarıda açıklanan ilkeler gözetilmek suretiyle, … İlçesi, … Köyü’nde bulunan taşınmazlar yönünden mahallinde yeniden uzman bilirkişiler aracılığıyla keşif yapılması, … İlçesi, … Köyü’nde bulunan 308 sayılı parsele ilişkin düzenlenen 07.04.2014 havale tarihli rapor da gözetilerek şikayete konu taşınmazların tamamını kapsar şekilde bilirkişilerden rapor alınması, şikayetçi borçlunun halen oturduğu köyde yıllık geçinebileceği miktarın saptanması, haciz konulan borçlu adına müstakilen ve hisseli olarak kayıtlı arazilerin tümünün yılda ne kadar gelir getirebileceğinin belirlenmesi, borçlunun kendisinin ve ailesinin geçimi için gerekli olan arazi miktarının hesaplanmasında ,şikayet tarihinde hacizli taşınmazlardan temin edilen gelirler yanında borçlunun haciz dışı başkaca taşınmazlarından sağladığı gelirleri ile elde ettiği diğer gelirlerinin de birlikte değerlendirilmesi ve bu suretle haczedilemeyeceği ileri sürülen taşınmazlara borçlunun kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kimselerin geçimini karşılamak bakımından ihtiyacı bulunup bulunmadığının tespit edilmesi ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken; eksik incelemeyle ve hüküm vermeye elverişli olmayan bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklı ve borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda (2) nolu bentte yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), bozma nedenine göre tarafların sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 29/09/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.