YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/10158
KARAR NO : 2015/20870
KARAR TARİHİ : 14.09.2015
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Genel haciz yolu ile ilamsız icra takibinde, İİK.’nun 62. maddesi hükmü uyarınca; ”İtiraz etmek istiyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur.” Tüzel kişiler aleyhine yapılan takiplerde, borçlu tüzel kişilerin organları, yasal temsilci (kanuni mümessil) konumunda olup, tüzel kişiler, yetkili organları aracılığı ile ödeme emrine itiraz edebilirler.
Öte yandan, borçlu tüzel kişi, vekil vasıtasıyla da itiraz hakkını kullanabilir. 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu’nun 35/1. maddesinde; ”Kanun işlerinde ve hukuki meselelerde mütalaa vermek, mahkeme, hakem veya yargı yetkisini haiz bulunan diğer organlar huzurunda gerçek ve tüzel kişilere ait hakları dava etmek ve savunmak, adli işlemleri takip etmek, bu işlere ait bütün evrakı düzenlemek, yalnız baroda yazılı avukatlara aittir” hükmü yer almaktadır. Anılan yasal düzenleme uyarınca, avukat olmayan kişinin, borçlunun vekili sıfatıyla yaptığı itiraz geçersizdir.
Somut olayda, borçlu şirket adına … tarafından 24.02.2014 havale tarihli itiraz dilekçesi ile icra dairesine başvurulduğu ve itiraz dilekçesi ekinde, … Noterliği’nin 13.10.2009 tarih ve … yevmiye numaralı vekaletnamesi ile …’a ait nüfus cüzdanı fotokopisinin ibraz edildiği görülmektedir. Söz konusu vekaletname içeriğine göre; borçlu şirketin yetkili temsilcisi … olup; borçlu şirketi temsilen anılan şirket yetkilisi tarafından …’ın vekil tayin edildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, …’ın şirketin yetkili temsilcisi olmaması nedeniyle, borçlu şirket adına itiraz yoluna başvurması mümkün değildir. Diğer taraftan, …’ın baroda yazılı avukat sıfatını taşımadığı dosya kapsamı ile sabit olduğundan, adı geçen şahsın, borçlu şirkete vekaleten takibe itiraz etmesine kanunen imkan bulunmamaktadır. Bu durumda, itiraz geçersiz olup, borçlu hakkındaki takibin kesinleştiği açıktır. Dolayısıyla, alacaklının kesinleşen takibe devam etme imkanı var iken, icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını istemesi fuzuli bir başvurudan ibarettir.
O halde, mahkemece, itirazın kaldırılması isteminin takibin kesinleşmesi nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken; yazılı gerekçeyle hüküm tesisi yerinde değil ise de; sonuçta istem reddedildiğinden sonucu doğru mahkeme kararının onanması gerekmiştir.
SONUÇ:Alacaklının temyiz itirazlarının reddi ile sonucu doğru mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366. ve HUMK’nun 438. maddeleri uyarınca (ONANMASINA), alınması gereken 27,70 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14.09.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.