Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2015/10548 E. 2015/22697 K. 01.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/10548
KARAR NO : 2015/22697
KARAR TARİHİ : 01.10.2015

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklının, kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlattığı icra takibinde borçlunun, borcun maaşından kesilmesi için muvafakat verdiğini, maaşından gerekli kesintiler yapılarak borç bittiği ve dosya kapatıldığı halde, 2013 yılı Kasım ayında yeniden maaşından kesintisi yapılmaya başlandığını, verdiği muvafakatın tekrar 4 yıl sonra kullanılması ve borçlu çıkartılmasının usulsüz olduğunu ileri sürerek haksız haciz işleminin ve icranın iptal edilip kesilen paranın iadesi istemi ile icra mahkemesine başvurduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece, ödeme emrinin borçluya 13.03.2008 tarihinde tebliğ edildiği, takibin kesinleşmesinden sonra borçlunun 15.04.2008 tarihinde SSK emekli maaşından her ay 400,00 TL kesilmesine muvafakat ettiği, 16.04.2013 tarihinde … emekli maaşının haczedildiği ve kesintilerin yapılarak dosyaya gönderildiği, 24.10.2013 tarihinde dosya hesabı yapılarak borçlunun muvafakatı doğrultusunda bakiye borç için 30.10.2013 tarihinde aylık 400,00 TL için haciz konduğu ve işlemde yasaya aykırılık bulunmadığından şikayetin reddine karar verildiği kararın şikayetçi- borçlu tarafından temyiz edildiği anlaşılmaktadır.
17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Yasanın 56.maddesi ile değişik 5510 sayılı Yasanın 93.maddesine göre; Bu Kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, sağlık hizmeti sunucularının genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu Kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler; 88 inci maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez. Bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepler, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedilir.”
6.3.1965 günlü Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 538 sayılı Yasa ile değişik İİK.nun 83/a maddesi gereğince borçlunun, hacizden önceki bir dönemde haczi mümkün olmayan bir mal veya hakkın haczedilebileceğine dair alacaklıyla yapmış olduğu anlaşma geçerli değildir. Anılan maddenin amacını açıklayan gerekçesinde de “borçlunun, hacizden önce sonuçlarını tahmin edemeyeceği cihetle, bir mal veya maaş yahut ücretin haczedilemeyeceği yolunda şikayette bulunmayacağını bildirmesinin, lehine olan yasa hükmünün uygulanmasından feragat etmesinin hükümsüz sayılacağı, zira bu malın ne derece haczedilemez olduğunun borçlunun ve ailesinin haciz anındaki durumlarına göre saptanabileceği” ifade olunmuştur. Bu durumda haciz sırasında ya da haciz işleminin gerçekleşmesinden sonraki dönemde borçlu haczedilmesi mümkün olmayan mal ve haklarla ilgili olarak bu hakkından vazgeçebilir(HGK. 31.3.2004 tarih 2004/12-202 E.196 K, 31.3.2004 tarih 2004/12-167 E. 185.K.).
Somut olayda borçlunun, 15.04.2008 tarihinde yapılan menkul haczi sırasında emekli maaşının aylık 400. TL’sının haczine muvafakatı üzerine ilk olarak 16.04.2008 tarihinde icra dairesince maaşına haciz uygulanmıştır.
Öte yandan 5510 sayılı Yasanın 93.maddesine 5838 sayılı Yasanın 32.maddesi ile eklenen ibarenin de yürürlük tarihi 28.02.2009 olup, haciz ve muvafakat tarihinden sonra olduğundan olayda uygulama imkanı bulunmamaktadır. Bu durumda borçlunun muvafakati, maaşına haciz uygulanmasından önce olduğundan geçerli değildir.
Borçlu icra mahkemesine yaptığı başvurusunda, borcun sona erdiği ve bittiğini de iddia ettiğine göre, mahkemece, icra dosyası kapsamında konusunda uzman bilirkişi marifeti ile 25.10.2013 ( icra dairesince bakiye borç hesabı yapılan tarih) ve şikayet tarihi itibarı ile bakiye borç hesabı yaptırılarak; açıklanan ilke ve kurallar ile yasa hükümleri birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde sonuca gidilmesi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01.10.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.