Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2015/11663 E. 2015/16721 K. 16.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/11663
KARAR NO : 2015/16721
KARAR TARİHİ : 16.06.2015

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Şikayetçi vekili, tasarrufun iptali davası sonucu verilen cebri icra yetkisi uyarınca taşınmazın satıldığını, ancak ipotek alacaklısı olarak ipotek alacağının devam edip etmediğinin ve miktarının kendilerine sorulmadığını, 172.650 TL kredi riskinin devam ettiğini ileri sürerek ihalenin feshi istemi ile icra mahkemesine başvurmuştur.
İcra takip dosyasının incelenmesinde, alacaklı … tarafından … ve diğer borçlular aleyhine 11.01.2013 tarihinde ilamsız icra takibine başlandığı, ihale konusu taşınmaz maliki 3. kişi … olup, adı geçen tarafından şikayetçi … lehine 15.02.2012 tarihinde ipotek tesis edildiği, takip alacaklısı … tarafından takip borçlusu … ile taşınmaz maliki …’ye karşı açılan taşınmaza ilişkin tasarrufun iptali davasının, … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 10.03.2014 tarih ve 2013/260 E. – 2014/134 K. sayılı ilamı ile kabul edildiği ve bu ilam doğrultusunda taşınmazın satışının yapıldığı, bu süreçte ipotek alacaklısı …’a taşınmazın ipotek bedeli altında satılmasına onay verip verilmediği sorulmadan taşınmazın ihale edildiği görülmüştür.
İİK.nun 129. maddesinde, arttırma bedelinin, “satış isteyenin alacağına rüçhanı olan alacakların toplamından fazla olması” ve bundan başka paraya çevirme ve paylaştırma masraflarını geçmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır.
İİK.nun 283/1.maddesine göre; “Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, bu davaya konu teşkil eden mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve davanın konusu taşınmazsa, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın tashihine mahal olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir.” Satış ile 3. kişiye geçen mülkiyet, tasarrufun iptaline karar verilmesi ile borçluya geri dönmez. Yalnızca, alacaklıya, 3. kişiye ait taşınmaz üzerine haciz koydurarak sattırmak suretiyle alacağını tahsil imkanı verir. Hacze dayanak yapılan tasarrufun iptali ilamında da, anılan yasa hükmüne uygun olarak yalnızca satış işleminin iptaline karar verilmesiyle yetinilmiş olup, 3. kişi adına olan tapu kaydının iptali ile borçlu adına tesciline dair bir hüküm kurulmamıştır. Bu nedenle taşınmazın mülkiyeti 3. kişiye aittir.
Tasarrufun iptali davası, takip alacaklısı ile takip borçlusu … ve taşınmaz maliki … arasında görülmüş olup, anılan davada ipotek alacaklısı banka taraf olmadığı gibi ipoteğin kaldırılması da söz konusu değildir. Dolayısıyla tesis edilen ipotek bedeli hala rüçhanlı alacak kapsamındadır.
Somut olayda, ihale bedeli olan 106.000 TL.nin, şikayetçi bankanın rüçhanlı alacağını karşılamadığı, bu durumda ihalenin, İİK.nun 129.maddesi hükmüne uygun yapılmadığı anlaşılmaktadır.
O halde mahkemece şikayetin kabulü ile ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizidir.
SONUÇ :Şikayetçinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16.06.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.