YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/12683
KARAR NO : 2015/25119
KARAR TARİHİ : 20.10.2015
MAHKEMESİ : Adana 3. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 12/02/2015
NUMARASI : 2014/25-2015/79
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı ve 3. kişi M.. O.. tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
1- Adi ortaklığın temyiz itirazının incelenmesinde;
İcra mahkemesi kararının adi ortaklık tarafından temyiz edildiği anlaşılmıştır. Adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından dava açma ehliyeti yoktur. Temyiz de bir dava olmakla adi ortaklığın kararı temyiz yetkisi bulunmamaktadır. Bu nedenle, asıl davada şikayetçi olan, adi ortaklığın, temyiz dilekçesinin reddine,
2 – Alacaklının temyiz itirazının incelenmesinde;
Sair temyiz itirazları yerinde değilse de;
Birleşen davada kendisine haciz müzekkeresi gönderilen şikayetçi şirketin vekili, takip borçlusu M… Enerji .. AŞ’nin, müvekkil şirket nezdinde yürütülen işte, yüklenici olan iş ortaklığının ortaklarından birisi olduğunu, haciz müzekkeresi ile iş ortaklığının hak edişlerinden M… Enerji .. AŞ’nin payına düşen kısmın haczinin istendiğini belirterek iş ortaklığının ortaklarından birinin payının bu şekilde haczinin mümkün olmadığından işlemin iptalini talep etmiş, Mahkemece, şikayetin kabulüne karar verildiği görülmüştür.
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 622-623. maddeleri gereğince adi ortaklıkta her ortak, şirketin kârına iştirak hakkına sahip olduğundan ortağın kişisel alacaklıları, borçlu ortağın şirketteki kâr payını haczettirebilirler. Ayrıca, aynı Kanunun 638. maddesine göre, adi ortaklığın tasfiye edilmesi halinde borçluya isabet edecek tasfiye payının da haczi mümkün bulunmaktadır. Bir diğer anlatımla, bir ortağın şahsi alacaklıları haklarını ancak, o şerikin tasfiye payı üzerinde kullanabilirler. Ne var ki şirket sözleşmesinde bu kuralın aksi de kararlaştırılabilir.
Açıklanan bu hükümlere aykırı olarak adi ortaklığın para ve malları üzerine haciz konulması halinde bu husus, ortaklardan her biri tarafından şikayet konusu yapılabilir.
Borçlunun, 3. kişideki hak ve alacaklarının haczi için haciz müzekkeresi gönderilmesi halinde, 3. kişi, ancak, borçluya ait hak ve alacak var ise haciz gereği işlem yapması gerekir. Haciz müzekkeresine konu hakkın haczinin, şeklen yada esasen, mümkün olup olmadığı borçlunun hukukunu ilgilendirip, bir başkasınca, korunmaya değer hukuki yararı olmadığından şikayet konusu yapılamaz.
O halde, mahkemece, birleşen dosyada, şikayetçi olan 3. kişinin şikayetinin hukuki yarar yokluğundan reddi gerekirken aksi yönde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda (2) nolu bentte yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20.10.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.