YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/16159
KARAR NO : 2015/20156
KARAR TARİHİ : 08.09.2015
MAHKEMESİ : İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının bozulmasını mutazammın 23/02/2015 tarih, 2014/27888-2015/3546 sayılı daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkiki şikayetçi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı tarafından borçlu … aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla başlatılan takipte, şirket ortağı olan … tarafından şirkete yapılan ödeme emri tebligatının usulsüzlüğü şikayeti ve borca itiraz ile icra mahkemesine başvurulduğu, mahkemece; davacının itirazının kısmen kabulü ile borçlu şirket adına çıkartılan ödeme emrinin usulszülüğü nedeni ile iptaline karar verildiği ve bu kararın alacaklı vekili tarafından temyiz edildiği anlaşılmıştır.
Dairemizin 2014/27888 Esas ve 2015/3546 Karar sayılı ilamı ile; tüzel kişilerin ancak yetkili organları aracılığı ile (yasal temsilci/kanuni mümessil) şikayet ve itiraz başvurusunda bulunabilecekleri, yasal temsilcinin süresinde başvurmasına ve vekil tayin etmesine engel mücbir sebep bulunmadıkça, bir başkasının şirketi temsilen icra mahkemesine başvurmasının mümkün olmadığı ve davaya konu somut olayda borçlu şirket adına ortak …’ın, dava tarihi itibari ile şirketin yetkili temsilcisi olmaması nedeniyle borçlu şirket adına usulsüz tebligat şikayeti ve borca itirazın kabulü istemiyle icra mahkemesine başvurmasının mümkün olmadığı gerekçeleri ile mahkeme kararının bozulduğu görülmektedir.
Ancak somut olayın yeniden tetkikinde;
Ticaret Sicil Gazetesi’nin 08.05.2008 Tarih 7058 Sayılı nüshasına dayanan şirketin kuruluşuna ilişkin olan ilanda ve … Ticaret sicil Müdürlüğü’nün 21.04.2014 Tarihli yazılarında şirketin … ve … olmak üzere iki gerçek kişi ortaklığından oluştuğu ve şirket müdürü olarak …’nun münferiden 5 yıl süre ile temsile yetkili kılındığı belirtilmiştir.
Şirket yetkilisi; Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nin 08.05.2008 tarihli belirtilen ilanı ile … olarak belirlenmiş olsa da; dava tarihi itibariyle bu kişinin temsilci yetkisinin de (20.12.2013 tarihi itibari ile) sona ermiş olduğu ve yeni bir temsilci seçilmediği anlaşılmıştır.
Takip konusu alacağa ilişkin olarak şirket ortağı …’ın şikayet ve itirazda bulunduğu, ancak temsil yetkisi olmadığı anlaşılmış ise de; icra takip işlemleri ve buna ilişkin itiraz ve şikayetler acil işlerden sayıldığından, bu ortağın da şikayette bulunmasında hukuki yararı vardır.
Bununla birlikte; iki ortak arasında husumet bulunduğundan ve diğer ortağın da temsil yetkisi sona erdiğinden, mahkemece; şikayetçi ortağa süre verilerek, şirkete kayyum tayin ettirmesi ve kayyumun da icazeti sağlaması için süre verilerek, atanacak olan kayyumun icazeti sağladıktan sonra davaya devam edilmesi gerekirken, temsilci yetkisi olmayan ortağın başvuruya devam etmesi ile sonuca gelinmesi, doğru değildir.
O halde; mahkeme kararının yukarıda belirtilen nedenlerle bozulması gerekir iken; aktif husumet yokluğu sebebi ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından şikayetçinin karar düzeltme isteminin yazılı gerekçe ile kabulü gerekmiştir.
SONUÇ : Şikayetçinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 2014/27888 Esas ve 2015/3546 Karar sayılı 23.02.2015 tarihli bozma kararının kaldırılmasına, mahkeme kararının yukarıda belirtilen nedenlerle ile İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 08.09.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.