YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/16846
KARAR NO : 2015/28344
KARAR TARİHİ : 17.11.2015
MAHKEMESİ : Bakırköy 4. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 09/04/2015
NUMARASI : 2014/554-2015/383
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Borçlunun, takip dosyasında haczedilen taşınmazın, İİK’nun 82/12. maddesi kapsamında haline münasip evi olduğunu ileri sürerek haczin kaldırılması için şikayet yoluyla icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, şikayetin reddine karar verildiği görülmektedir.
İİK’nun 82. maddesinin 1. fıkrasının 12. bendi gereğince, borçlunun “haline münasip” evi haczedilemez. Bir meskenin borçlunun haline uygun olup olmadığı adı geçenin haciz anındaki sosyal durumuna ve borçlu ile ailesinin ihtiyaçlarına göre belirlenir. Buradaki “aile” terimi, geniş anlamda olup, borçlu ile birlikte aynı çatı altında yaşayan, bakmakla yükümlü olduğu kişileri kapsar. İcra mahkemesince, borçlunun sözü edilenlerle birlikte barınması için zorunlu olan haline münasip meskeni temin etmesi için gerekli bedel bilirkişilere tespit ettirildikten sonra, haczedilen yerin kıymeti bundan fazla ise İİK’nun 82/3. maddesine göre satılmasına karar verilmeli ve satış bedelinden yukarıda nitelikleri belirlenen mesken için gerekli olan miktar borçluya bırakılmalı, kalanı alacaklıya ödenmelidir.
Bu kıstasları aşan nitelik ve evsaftaki yerlerle, makul ölçüleri geçen oda ve salonu kapsayan ve ikamet için zorunlu unsurları içeren bir meskenin dışındaki yerler, maddede öngörülen amaca aykırıdır. Borçlunun görev ve sıfatı, kendisinin yukarıda belirlenenden daha görkemli bir meskende ikamet etmesini gerektirmez.
Borçlunun şikayete konu taşınmazın bulunduğu yerde oturması zorunlu olmadığından sosyal ve ekonomik durumuna uygun daha mütevazi semtlerde meskenin değerinin bilirkişi marifeti ile tespit edilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Somut olayda, borçlunun sosyal ve ekonomik durumu ile ilgili zabıta araştırması yapılmadan bilirkişi raporu alındığı gibi, hükme esas alınan ve ev değerini 230.000 TL olarak tespit eden raporda; borçlunun haline münasip meskeni edinebileceği miktarın bildirilmediği, sadece şikayete konu taşınmazın şikayetçinin haline münasip olmadığı, evin değerinden takip talebinde yer alan alacak miktarı çıkarılınca kalan bakiye miktar ile haline münasip ev alabileceğinin belirtildiği görülmüştür. Rapor bu hali ile hüküm kurmaya elverişli değildir. Zira, borçlunun evinin raporda takdir edilen değerde satılıp satılmayacağı belli olmadığı gibi ihale bedelinin alacaklıya ödenmesi sırasında alacak miktarının ne kadar olacağı da belli değildir. Dolayısıyla, borçlunun daha mütevazi niteliklere sahip yerlerde haline münasip meskeni edinebileceği miktarın belirlenmesi zorunludur.
O halde mahkemece, bilirkişiden ek rapor alınarak borçlunun yukarıda açıklandığı üzere görev ve sıfatı, eğitim durumu dikkate alınmadan bulunduğu yerden daha mütevazi koşullara sahip yerlerde haline münasip evi alabileceği değerin belirlenmesi gerekir. Bu tespitlerden sonra borçlunun haline münasip evi alabileceği miktar, mahcuzun değerinden az ise mahcuzun satılarak, borçlunun haline münasip ev alması için gerekli bedelin kendisine, artanın alacaklıya ödenmesine, satışın borçlunun haline münasip ev alabileceği miktardan az olmamak üzere yapılmasına karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yetersiz rapora dayalı olarak hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17.11.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.