YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/18818
KARAR NO : 2015/30098
KARAR TARİHİ : 01.12.2015
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki taraflarca istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi …tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
1- Borçlunun temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Tarafların iddia ve savunmalarına, dosya içeriğindeki bilgi ve belgelere ve kararın gerekçesine göre borçlunun temyiz itirazlarının REDDİNE;
2- Alacaklının temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Borçlu vekilinin icra mahkemesine başvurusunda, borçluya yapılan ödeme emri tebliğ işleminin usulsüz olduğunu ileri sürerek, tebliğ tarihinin öğrenme tarihi olan 30.10.2012 tarihi olarak düzeltilmesini istediği ve ayrıca imzaya itirazı ile birlikte senedin vade tarihinde tahrifat yapıldığından zamanaşımının gerçekleştiğini belirterek takibin iptali talebinde bulunduğu, mahkemece, ödeme emri tebliğ tarihinde borçlu yurtdışında olduğundan tebligatın usulsüz olduğu, imzaya itirazın reddine ancak tahrifat nedeniyle senedin zamanaşımına uğradığından takibin durdurulmasına karar verildiği görülmektedir.
İİK.nun 168/5.maddesi hükmü gereği borçlunun, borcu olmadığını veya borcun itfa edildiğini, sebepleri ile birlikte 5 gün içinde icra mahkemesine bildirmesi gerekir.
Bu durumda mahkemece öncelikle borçluya yapılan ödeme emri tebliğ işleminin usulüne uygun olup olmadığı belirlenip, tebligatın usulsüz yapıldığının belirlenmesi halinde itirazın süresinde yapıldığı kabul edilerek işin esasının incelenmesi gerekir. Aksi halde istemin süre aşımından reddi gerekir.
Somut olayda ödeme emri, borçlunun yurtdışında bulunduğu tarihte TK. 21/1 maddesine göre tebliğ edildiğinden ve bu durumda tebliğ işlemi 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 25/a maddesine aykırı olduğundan usulsüzdür.
Ancak 7201 Sayılı Kanunun 32. maddesi gereğince tebligatın usulsüz olması halinde muhatabı tebliğden haberdar olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih tebliğ tarihi olarak kabul edilir.
Hukuk Genel Kurulunun 5.6.1991 tarih ve 1991/12-258 esas ve 1991/344 karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; ” .. usulsüz tebliğ işlemini öğrenen muhatabın bu tebliği öğrendiği tarihten itibaren yedi gün içinde şikayet yolu ile tebligatın usulsüz1üğünü İcra Mahkemesi önüne getirmesi gereklidir.” Borçlunun bildirdiği öğrenme tarihi esas olup, bu tarihin aksi karşı tarafça ancak yazılı belge ile ispatlanabilir. Hukuk Genel Kurulunun 12.02.1969 tarih ve 1967/172-107 sayılı kararında da benimsendiği üzere beyan edilen
öğrenme tarihinin aksi tanık beyanıyla ispat edilemez.
Alacaklı vekilinin 21.06.2013 tarihli cevap dilekçesinde, takibin kesinleşmesinden sonra… İcra hukuk mahkemesinin 2012/90-176 sayılı kararı ile ortaklığın giderilmesi davası açmak için kendisine yetki verildiğini, … Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/1140-2012/31 sayılı kararı ile borçlunun babasıyla ilgili mirasçılık belgesinin verildiğini, İstanbul 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/640 Esas sayılı dosyasıyla da ortaklığın giderilmesi davasının açıldığı ve bu davalardan borçluya tebligat yapıldığını ileri sürmüştür.
Bu durumda mahkemece, bu dosyalar celbedilerek, borçlunun bu dosyalardan yapılan tebligatlarla takipten haberdar olup olmadığı araştırılıp oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde sonuca gidilmesi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda (2) nolu bentte yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01/12/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.