Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2015/2682 E. 2015/13735 K. 14.05.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/2682
KARAR NO : 2015/13735
KARAR TARİHİ : 14.05.2015

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
İpotek borçlusunun ödeme emri yerine icra emri gönderilmesine ilişkin sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Alacaklı tarafından ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile başlatılan ilamlı takipte ipotek borçlusu konumunda olan ….. tarafından, kat ihtarına itiraz ettikleri, bu itirazlarında borç miktarını da kabul etmedikleri ileri sürülerek takibin iptali talep edilmiş; mahkemece hesap kat ihtarı tebliğine rağmen kredi asıl borçlusunun kat ihtarına itirazda bulunmadığından kesinleşmiş olması nedeni ile icra emri gönderilmesine ilişkin şikayetin reddine karar verilmiş, borçlunun talebinin takibin iptali talebi olması nedeni ile diğer hususlar hakkında değerlendirme yapılmadığı belirtilmiştir.
İpotek veren taşınmaz maliki üçüncü kişiye İİK’nun 150/ı maddesi gereğince hesap özeti gönderilmesi zorunluluğu bulunmamakta ise de; ipotek veren üçüncü kişi hakkında takip yapılabilmesi için Türk Medeni Kanunu’nun 887. maddesi uyarınca, alacağın kendisinden istenilmesi yani muacceliyet ihtarının gönderilmesi gerekmektedir. Bir başka ifadeyle, söz konusu düzenleme gereğince, ipotekli taşınmaz maliki üçüncü şahsa ihbar yapılmadıkça, onun yönünden borç muaccel olmayacağından hakkında icra takibi başlatılamaz. Kredi asıl borçlusunun kendisine noter aracılığı ile gönderilen hesap özetine 8 gün içinde itiraz etmemesi halinde ihtarda belirtilen miktar kesinleşir ve bu durumda itiraz nedenlerinin İİK. nun 149/a ve 33.maddelerinde öngörülen koşullara göre kanıtlanması zorunlu hale gelir.
Somut olayda, asıl borçlu tarafından kat ihtarına itiraz edilmediği anlaşılmakla, İİK.nun 150/ı maddesi gereğince hesap kat ihtarnamesindeki miktar kesinleşmiş olup, borçlu alacak miktarına yönelik iddiaları icra mahkemesinde ileri süremez ise de; İİK.nun 149/a maddesi göndermesi ile uygulanması gereken aynı kanunun 33/1-2 maddesine göre itfa ve imhal nedeniyle icranın geri bırakılmasını talep edebileceği gibi, takipte istenilen miktarın ihtarnameye uygun olmadığını ve itiraz edilmeksizin kesinleşen hesap kat ihtarnamesinin düzenlendiği tarihten, borçlu şirketin temerrüde düştüğü tarihe kadar işleyen akdi faiz ile bu tarihten takip tarihine kadar işleyen temerrüt faiz miktarını, ayrıca işleyecek faiz oranını şikayet konusu yapabilir.

İhtarnamede belirtilen borç miktarları, asıl borçlunun itiraz etmemesi nedeni ile kesinleşmiş ise de; borçlunun icra mahkemesine başvurusunda ihtarnamedeki borcu kabul etmediği, ihtara ilişkin itiraz ettiğini ileri sürdüğü görülmektedir. Mahkemece bu husus, şikayetçinin sadece icra emrinin iptalini talep ettiği şeklinde değerlendirilerek ihtarnamenin tebliği ile takip tarihi arasındaki işlemiş faiz yönünden değerlendirme yapılmadığı anlaşılmaktadır.
O halde, mahkemece kredi sözleşmesi, ipotek akit tablosu ve hesap kat ihtarnamesi birlikte değerlendirilip, takipte istenilen alacak ve faiz taleplerinin ihtarnameye uygunluğu denetlenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14.05.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.