Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2015/32030 E. 2016/6535 K. 07.03.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/32030
KARAR NO : 2016/6535
KARAR TARİHİ : 07.03.2016

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla başlatılan takibe karşı borçlunun,… İcra Müdürlüğünün yetkili olduğunu ileri sürerek icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, yetki itirazının kabulü ile …. İcra Müdürlüğünün yetkili olduğuna karar verildiği görülmektedir.
İİK’nun 50. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nun yetkiye ilişkin hükümleri gereğince; bonoya dayalı olarak, borçlunun yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki genel yetkili icra dairesinde (…6.md), bonoda öngörülen ödeme yerinde, ancak, TTK’nun 777/3. maddesine göre ödeme yeri gösterilmeyen bonoda, düzenlenme yerinin ödeme yeri olduğunun kabulü gerekeceğinden, bononun düzenlenme yerinde icra takibi yapılabilir. Ayrıca, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe yetkilidir.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yetki sözleşmesini düzenleyen 17. maddesinde ise; “Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır” düzenlemesine yer verilmiştir. Görüldüğü üzere, Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile getirilen yeniliklerden bir tanesi de yetki sözleşmelerine ilişkin olup, yetki sözleşmesi düzenleyebilecek şahıslar sadece tacirler veya kamu tüzel kişileri olarak belirlenmiştir.
Sözkonusu düzenleme ile yetki sözleşmesi yapılmasında, tarafların tacir veya kamu tüzel kişisi olması aranmıştır. Diğer bir anlatımla, maddedeki tacirden anlaşılması gereken, işin ticari nitelikte olması değil, tarafların kanunlarda tacir olarak tanımlanan kişiler olmasıdır. Sözleşmenin konusunun ticari iş olması, gerçek kişilere yetki sözleşmesi yapma imkanı vermemektedir.
Somut olayda, mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, tarafların tacir olmaması nedeniyle takip dayanağı bonoda yer alan yetki şartı geçerli değildir. Borçlunun, ödeme emrinin tebliğ edildiği yerleşim yeri adresi ise … olup, itiraz dilekçesinde de … İcra Müdürlüğünün yetkili olduğuna karar verilmesi talep edilmiştir.
Mahkemece, HMK’nun 26. maddesi gereğince, hakimin tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğu kuralı gözetilerek, talepten fazlasına veya başka bir şeye karar verilemeyeceğinden…. İcra Müdürlüğünün yetkili olduğuna karar verilmesi gerekirken, talepten farklı olarak… İcra Müdürlüğünün yetkili olduğuna hükmedilmesi isabetsizdir.

SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07.03.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.