Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2015/3674 E. 2015/11323 K. 27.04.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/3674
KARAR NO : 2015/11323
KARAR TARİHİ : 27.04.2015

MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takibe karşı borçlunun, takip konusu çeke dayalı borcun takipten önce ödendiğini iddia ederek takibin iptali isteğiyle icra mahkemesine başvurduğu görülmektedir.Somut olayda, alacaklının … 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 10/01/2014 tarih ve 2014/16 D. İş sayılı ihtiyati haciz kararının uygulanması isteğiyle icra dairesine başvurduğu, anılan ihtiyati haczin infazı amacıyla 15/01/2014 tarihinde borçlu şirket adresine gidildiğinde şirket ortağı …’in takibe dayanak çek bedeli olan 14.000,00 TL’nin tamamını ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin icra dosyasına ödediği, bunun üzerine borçlu nezdinde herhangi bir ihtiyati haciz işlemi gerçekleştirilmediği, akabinde borçlu tarafından 17/01/2014 tarihinde saat 09:51’de icra dosyası hesabına ihtiyati haciz vekalet ücreti ve masrafını teşkil eden 370,00 TL’nin yatırıldığı,takip alacaklısının ise aynı gün öğleden sonra saat 15.02 itibariyle borçlu şirket aleyhine takip başlattığı anlaşılmaktadır.Bilindiği üzere; İİK’nun 263. maddesinde; ”Haczolunan mallar istenildiği zaman para veya ayın olarak verilmek ve bu hususu temin için malların kıymetleri depo edilmek veya icra memuru tarafından kabul edilecek esham ve tahvilat veya taşınır ve taşınmaz rehin veya muteber bir banka kefaleti gösterilmek şartiyle borçluya ve mal üçüncü şahıs elinde haczolunmuşsa bir taahhüt senedi alınarak bu şahsa bırakılabilir” hükmü yer almaktadır. Aynı Kanun’un 266. maddesinde de ”Borçlu, para veya mahkemece kabul edilecek rehin veya esham yahut tahvilat depo etmek veya taşınmaz rehin yahut muteber bir banka kefaleti göstermek şartı ile ihtiyati haczin kaldırılmasını mahkemeden istiyebilir. Takibe başlandıktan sonra bu yetki, icra mahkemesine geçer” düzenlemesine yer verilmiştir.Borçlunun icra mahkemesine başvurusu borca itiraz niteliğinde olup; yukarıda değinilen kanun maddelerine dayalı bir talebi mevcut değildir. Öte yandan, dosya kapsamında ihtiyaten haczedilen mal bulunmadığı sabittir. Bu nedenle ihtiyaten haczedilen malların teminat karşılığı borçluya bırakılmasıyla ilgili İİK’nun 263. maddesi ile teminat karşılığında ihtiyati haczin kaldırılmasını düzenleyen İİK’nun 266. maddesinin olayda uygulama yeri bulunmamaktadır. Bu durumda, gerek 15/01/2014 tarihinde ihtirazi kayıt ileri sürülmeksizin gerçekleştirilen ödemenin ve gerekse yine ihtiyati haciz vekalet ücreti ve masrafı olarak 17/01/2014 tarihinde ihtirazi kayıtsız icra dosyasına yatırılan paranın takip konusu borcu ödeme amacı ile yapıldığının kabulü gerekir.O halde, mahkemece, borçlu tarafından yapılan ödemelerin Türk Borçlar Kanunu’nun 100. maddesi hükmü uyarınca ödeme tarihleri dikkate alınarak öncelikle faiz ve fer’i alacaklardan mahsup edilmesi ve bu suretle takip konusu borcun ödenen miktar kadar kısmı yönünden İİK’nun 169/a-5. maddesi gereğince takibin durdurulmasına karar verilmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirmeyle yazılı gerekçe ile şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27/04/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.