YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/3988
KARAR NO : 2015/6798
KARAR TARİHİ : 23.03.2015
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçiler tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Şikayetçiler vekili icra mahkemesine başvurusunda; satış ilânının vekile usulsüz tebliğ edildiğini ileri sürerek ihalenin feshini istemiş, mahkemece tebliğ işleminin usulüne uygun olduğu, ayrıca tanık beyanııyla da şikayetçinin ihaleden haberdar olduğu gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 11. ve Tebligat Yönetmeliği’nin 18. maddeleri gereğince, vekil ile takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılması zorunludur. Asile yapılan tebligat hüküm ifade etmez.
Tebligat Kanunu’nun 21. maddesinin 1. fıkrasına göre tebligat yapılabilmesi için muhatabın tebligat çıkarılan adreste ikamet etmekle birlikte, geçici olarak adreste bulunmadığının ve nedeninin, tevziat saatlerinden sonra geleceğinin tespiti ile bu tespitin tebliğ evrakına yazılması ve tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir (Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik m.30/1).
Burada Yönetmeliğin 30. maddesi, tebliğ memuruna ilgilinin neden adreste bulunmadığını “tahkik etme” görevini yüklemiştir. Buna göre tebliğ memuru tahkik etmekle kalmayıp, bunu tevsike yönelik olarak yaptığı tahkikatın sonucunu tebliğ evrakına yazacak ve maddede açıkça belirtildiği üzere ilgilisine imzalatacaktır. Ancak bu şekilde yapılan işlemin usulüne uygun olup olmadığı, hakim tarafından denetlenebilir.
Satışın dayanağı olan Ankara Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2009/1156 Esas ve 2011/1214 Karar sayılı ortaklığın giderilmesi davasında şikayetçiler vekili olan Av. …. gönderilen satış ilânının; “adresin kapalı olması sebebiyle 24 D’ye soruldu, kapalı olduğunu sözlü beyan etmesi üzerine T.K. 21. madde gereğince Necatibey Mahallesi Muhtarı … tebliğ edilerek 2 nolu haber kağıdı adresin kapısına yapıştırılıp 24 D’ye haber verildi, isim ve imzadan imtina ettiler” açıklaması ile 31.10.2013 tarihinde Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre tebliğ edildiği, vekile yapılan bu tebligatta, tebliğ memuru tarafından, muhatabın adreste bulunmama nedeninin yukarıda belirtilen biçimde araştırılarak
tespit edilmediği, borçlunun tevziat saatinden sonra adrese dönüp dönmeyeceğinin belirlenmediği, beyanına başvurulan ve imzadan imtina eden komşunun ad ve soyadının belirtilmediği, haber bırakılan komşunun isminin tevsik edilmediği görüldüğünden, tebliğ işlemi, Tebligat Kanunu’nun 21/1. ve 23/7. maddeleri ile Tebligat Yönetmeliği’nin 30. ve 35. maddeleri hükümlerine uygun yapılmamış olup usulsüzdür.
Öte yandan, Tebligat Kanunu’nun 32. maddesi gereğince, tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğ işleminden haberdar olmuş ise geçerli sayılır. Şikayetçinin bildirdiği öğrenme tarihi esas olup; bu tarihin aksi karşı tarafça ancak yazılı belge ile ispatlanabilir. Hukuk Genel Kurulu’nun 12.02.1969 tarih ve 1967/172-107 sayılı kararında da benimsendiği üzere beyan edilen öğrenme tarihinin aksi tanık beyanıyla ispat edilemez.
Bu durumda, mahkemece, tanık beyanları esas alınarak şikayetçinin satış gününden haberdar olduğu tespiti yerinde değildir.
İİK.nun 127. maddesi gereğince satış ilanının bir örneği taraflara tebliğ edilmelidir. Şikayetçiye satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesi başlı başına ihalenin feshi sebebi olup şikayetçiler vekiline satış ilanının tebliğ edilmemesi veya usulsüz tebliğ edilmesi de aynı hukuki sonuçları doğurur.
O halde mahkemece şikayetin kabulü ile ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Şikayetçilerin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23.03.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.