Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2015/7070 E. 2015/16684 K. 16.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/7070
KARAR NO : 2015/16684
KARAR TARİHİ : 16.06.2015

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Şikayetçinin icra mahkemesine başvurusu, … İcra Müdürlüğü’nün 2009/754 Esas sayılı takip dosyasından emekli maaşı üzerine konulan haczin kaldırılmasına ilişkindir.
5510 Sayılı Yasa’nın 93. maddesinde; “Bu kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, sağlık hizmeti sunucularının Genel Sağlık Sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler 88. maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez” düzenlemesi yer almaktadır.
Öte yandan, 5510 Sayılı Yasa’nın 93. maddesinde değişiklik getiren ve 28.2.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5838 Sayılı Yasa’nın 32/2-b maddesine göre; “Bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepler, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedilir.” Bu düzenleme, İİK’nun 83/a maddesine göre özel nitelikte olduğundan, … tarafından ödenen gelir, aylık ve ödeneklerin haczinde, takibin kesinleşmiş olması şartıyla 28.2.2009 tarihi sonrasında borçlunun haciz tarihinden önce hacze muvafakati geçerlidir. Bir diğer anlatımla, 5838 Sayılı Yasa’nın 32/2-b maddesi ile yapılan düzenleme usule değil esasa ilişkin olup, İİK’nun 83/a maddesi karşısında özel hüküm sayılır ve öncelikle tatbik edilir. Diğer taraftan, hacze muvafakati icra kefili vermiş ise, sadece takip borçlusu yönünden takibin kesinleşmesi yetmez, aynı zamanda icra kefili yönünden de takibin kesinleşmiş olması gerekir.
Somut olayda şikayetçi …’ın, 29.04.2009 tarihli haciz sırasında dosya borcuna icra kefili olduğu ve emekli maaşından her ay 150 TL kesilmesine muvafakat ettiği, daha sonra örnek 4-5 icra emrinin 04.05.2009 tarihinde şikayetçi icra kefiline tebliğ edildiği, anılan muvafakat gereği borçlunun emekli maaşına haciz konulması için …’ya haciz müzekkeresi yazıldığı görülmektedir.
İcra kefilinin hakkındaki takip kesinleşmeden önce verdiği muvafakatin, şikayetçi yönünden icra takibi kesinleşmeden önce verilmiş olması nedeniyle 5838 sayılı Kanun’un 32. maddesi ile değişik 5510 sayılı Sosyal Güvenlik Kanunu’nun 93/1. maddesine uygun olmadığı ve dolayısıyla geçersiz olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, icra mahkemesi kararları, maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmese de, kendi aralarında kesin hüküm oluşturdukları uygulamada kabul edilmektedir.
HMK 303/1 maddesi “Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir” şeklinde düzenlemiştir.
HMK 114/1-i maddesi uyarınca kesin hüküm dava şartı olup, HMK 115/2 maddesi, dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddedilmesini zorunlu kılmıştır.
Takip dosyası incelendiğinde; şikayetçi borçlunun …’dan aldığı emekli maaşı üzerine konulan haczin kaldırılması istemiyle mahkemeye yaptığı başvuruların, … İcra Hukuk Mahkemesi’nin 21.06.2010 tarih 2010/702-873 karar sayılı kararı ve … İcra Hukuk Mahkemesi’nin 06.05.2011 tarih, 2011/495-676 karar sayılı kararı ile reddedildiği anlaşılmıştır.
O halde mahkemece borçlu …’ın anılan takip dosyası ile ilgili olarak daha önce yaptığı haczedilmezlik şikayetlerine ilişkin … İcra Hukuk Mahkemesi’nin 21.06.2010 tarih 2010/702-873 karar sayılı ve … İcra Hukuk Mahkemesi’nin 06.05.2011 tarih, 2011/495-676 karar sayılı dosyaları celp edilmek suretiyle, verilen kararların şikayet konusu yönünden kesin hüküm teşkil edip etmeyeceği değerlendirilerek, kesin hüküm teşkil etmediği kanaatine varıldığı takdirde, yukarıdaki açıklama doğrultusunda geçersiz olan muvafakate dayalı emekli maaşı üzerine konulan haczin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16.06.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.