YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/7180
KARAR NO : 2015/11858
KARAR TARİHİ : 30.04.2015
MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Borçlu, diğer şikayetlerinin yanı sıra satış ilanı tebligatının usulsüz olduğunu da ileri sürerek ihalenin feshini talep etmiş, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesine göre; “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır. Ayrıca başkaca adres araştırması yapılmaz. 79 uncu maddenin ikinci fıkrasına göre renkli bastırılan tebligat zarfında, adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi olduğu belirtilerek bu adrese tebligat yapılacağına dair meşruhata yer verilir.” Bu yönetmeliğe göre 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2.maddesi gereğince tebligat yapılabilmesi için, tebliği çıkaran mercice, tebligat çıkarılan adresin, muhatabın, adres kayıt sistemindeki adresi olduğuna dair tebliğ evrakı üzerine kayıt düşülmesi zorunludur. Yani; tebligatı çıkaran merci tarafından adres kayıt sistemine ilişkin olarak şerh verilmeden dağıtıcı tarafından 21/2. maddeye göre tebliğ işlemi yapılamaz.Somut olayda; şikayetçi borçlu …’na gönderilecek satış ilanının; … Mahallesi …Sokak … adresine tebliğe çıkarıldığı, dağıtıcı tarafından 07.05.2014 tarihinde ” gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup TK’nun 21/2.maddesi gereğince … Mahalle muhtarı imzasına tebliğ edildi 2 nolu haber kağıdı muhatabın kapısına yapıştırıldı” şerhiyle tebliğ işleminin tamamlanmış olduğu, tebliği çıkaran merci tarafından tebliğ evrakı üzerine, bu adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olması nedeniyle, tebligatın TK.’nun 21/2.maddesine göre yapılması gerektiğine ilişkin bir şerhin verilmediği anlaşılmıştır.
Tebliği çıkaran merci tarafından, Tebligat Yönetmeliğinin 16/2.maddesi kapsamında bir şerh verilmediği için, tebligatın TK.’nun 21/1 ve Tebligat Yönetmeliğinin 30.maddesine göre yapılması gerekirken, dağıtıcının kendiliğinden TK.’nun 21/2.maddesine göre tebliği yapması kanuna aykırıdır.İİK’nun 127. maddesi gereğince taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneği borçluya tebliğ edilmelidir. Borçluya satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesi başlı başına ihalenin feshi sebebidir.Öte yandan, İİK’nun 134/7. maddesinde, satış ilanının tebliğ edilmemesi halinde şikayet süresinin öğrenme tarihinden başlayacağı düzenlenmiştir.7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 32.maddesi gereğince, tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğ işleminden haberdar olmuş ise geçerli sayılır. Şikayetçinin bildirdiği öğrenme tarihi esas olup bu tarihin aksi karşı tarafça ancak yazılı belge ile ispatlanabilir. Hukuk Genel Kurulunun 12.02.1969 tarih ve 1967/172-107 sayılı kararında da benimsendiği üzere beyan edilen öğrenme tarihinin aksi tanık beyanıyla ispat edilemez.Somut olayda, borçluya çıkarılan tahliye emrinin tebliğine ilişkin tebligat evrakında “tebliğ esnasında adresin kapalı olduğu muhatabın nerede olduğunun bilinmediğinden Tebligat Kanunun 21. maddesi gereğince evrak muhtar imzasına verilerek 2 nolu formül kapısına yapıştırıldı” şerhinin yer aldığı görülmektedir. Anılan tebliğ işleminde muhatabın adreste bulunup bulunmadığı tevsik edilmediği gibi, muhatabın tevziat saatlerinden sonra tebligat adresine dönüp dönmeyeceğinin Tebligat Yönetmeliği’nin 35. maddesi gereğince, aynı Yönetmeliğin 30. maddesinde sayılan kişilerden sorularak tespit edilmediği görülmüştür. Bu hali ile 08.07.2014 tarihli tebliğ işlemi 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/1. ve 23/7. maddeleri ile Tebligat Yönetmeliği’nin 30. ve 35. maddeleri hükümlerine uygun yapılmamış olmakla usulsüzdür.Yukarıda açıklanan nedenlerle borçluya tahliye emrinin tebliği de usulüne uygun yapılmadığından, öğrenme tarihine göre ihalenin feshi istemi süresinde olup işin esasının incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile istemin süre aşımından reddi isabetsizdir.SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30/04/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.