YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/8296
KARAR NO : 2015/10118
KARAR TARİHİ : 17.04.2015
MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı tarafından çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla başlatılan takipte borçlu, ödeme emri tebligatının usulsüzlüğünü belirterek, icra dairesinin yetkisiz olduğu ve alacaklının yetkili hamil olmadığı iddiasıyla icra mahkemesine başvurarak takibin iptalini talep etmiş, mahkemece tebligatın usulüne uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun gerçek kişilere işyerinde tebliğe ilişkin 17. maddesinde; “Belli bir yerde devamlı olarak meslek veya sanatını icra edenler, o yerde bulunmadıkları takdirde tebliğ aynı yerdeki daimi memur veya müstahdemlerinden birine, meslek veya sanatını evinde icra edenlerin memur ve müstahdemlerinden biri bulunmadığı takdirde aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır” hükmüne yer verilmiştir. Muhatap, o adreste olmakla beraber sadece tebliğin yapılacağı anda orada bulunmuyor ise, tebligat, 17. madde hükmü uyarınca yapılır. Ancak, 7201 Sayılı Kanun’un 17. maddesi ve Tebligat Yönetmeliği’nin 26. maddesi gereğince muhatabın tebliğ sırasında işyerinde bulunmadığı saptanmadan anılan maddeye göre tebligat yapılamaz.Somut olayda borçlu adına ödeme emri tebligatının işyeri adresine çıkartıldığı ve aynı adreste çalışan … imzasına” tebliğ edildiği görülmüştür. Tebliğ işlemi bu hali ile Tebligat Kanunu’nun 17. maddesine göre yapılmış ise de; tebliğ anında muhatabın orada bulunmadığı hususu tespit edilmeden doğrudan çalışana yapılmış olan bu tebligat, anılan madde hükmüne aykırı olmakla usulsüzdür.O halde, borçlunun icra mahkemesine başvurusunda tebligat usulsüzlüğünü de ileri sürdüğü gözetilerek mahkemece tebligatın usulüne uygun olduğundan bahisle red kararı verilmesi isabetli olmayıp borçlunun itirazının esasının incelenerek karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm tesisi isabetsizdir.SONUÇ: Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17.04.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.