YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/861
KARAR NO : 2015/13795
KARAR TARİHİ : 14.05.2015
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
1-İşin niteliği bakımından temyiz tetkikatının duruşmalı olarak yapılmasına, HUMK’nun 438. ve İİK’nun 366. maddeleri hükümleri müsait bulunmadığından bu yoldaki isteğin reddi oybirliğiyle kararlaştırıldıktan sonra işin esası incelendi:
2-Alacaklı tarafından genel haciz yolu ile başlatılan ilamsız takipte, borçlunun, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığı ve İİK’nun 45. maddesi gereğince ilamsız takip yapılmayacağını ileri sürerek takibin iptalini talep ettiği, mahkemece takibin iptaline karar verildiği görülmektedir.
Dosyanın incelenmesinde şikayetçi borçlu, kredi sözleşmesinde müteselsil kefil konumunda olup, kredi sözleşmesini ödeyen diğer kefil rücu alacağına dayalı olarak hem kredi sözleşmesinin asıl borçlusu hem de kredi sözleşmesinin kefili olan şikayetçi aleyhine genel haciz yolu ile ilamsız takip başlatmış, ayrıca kredi sözleşmesine istinaden verilen ipotek nedeniyle ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız takip yapmıştır.
TBK 586. maddesinde “Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir.
Alacak, teslime bağlı taşınır rehni veya alacak rehni ile güvenceye alınmışsa, rehnin paraya çevrilmesinden önce kefile başvurulamaz. Ancak, alacağın rehnin paraya çevrilmesi yoluyla tamamen karşılanamayacağının önceden hâkim tarafından belirlenmesi veya borçlunun iflas etmesi ya da konkordato mehli verilmesi hâllerinde, rehnin paraya çevrilmesinden önce de kefile başvurulabilir” hükmü yer almaktadır.
Somut olayda, şikayetçi borçlunun ifada gecikmesi söz konusu olmayıp, aynı anda asıl borçlu ile hakkında takibe geçilmiş olup; açıklanan nedenlerle, mahkemece, TBK’nun 586. maddesi uyarınca takibin iptaline karar verilmesi gerekirken İİK’nun 45. maddesine dayalı olarak takibin iptali kararı isabetsiz ise de sonuçta takip iptal edildiğinden sonucu doğru kararın onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Alacaklının temyiz itirazlarının reddi ile sonucu doğru mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366. ve HUMK’nun 438. maddeleri uyarınca (ONANMASINA), alınması gereken 27,70 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14/05/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.