YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/9064
KARAR NO : 2015/20690
KARAR TARİHİ : 10.09.2015
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından borçlu aleyhine bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatıldığı, örnek 10 ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun yasal 5 günlük süre içerisinde icra mahkemesine başvurarak diğer itiraz ve şikayetleri yanında imza itirazında da bulunduğu; mahkemece, … tarafından düzenlenen 09.12.2014 tarihli raporun hükme esas alınarak takibin iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır.
İtirazı konu imza üzerinde yapılan incelemeye ilişkin olarak … Başkanlığı … Dairesi … Şubesi tarafından düzenlenen 09.12.2014 tarihli raporda, inceleme konusu senetteki borçluya atfen atılı imzaların; basit tersimli imzalar olması nedeniyle borçlunun eli ürünü olup olmadığın tespit edilemediğinin belirtildiği, söz konusu raporun alacaklı vekiline tebliğ edildiği, anılan vekilin 20.01.2015 tarihli duruşmada yeniden bilirkişi raporu alınması gerektiğini ileri sürerek rapora itiraz ettiği görülmüştür. Yine borçlu vekili tarafından da yeniden bilirkişi incelemesi yapılması yönünde 23.12.2014 havale tarihli dilekçe verildiği anlaşılmıştır.
…’ndan alınan raporda imzanın borçlunun eli ürünü olup olmadığı hususunda net bir görüş bildirilmemiş, ispat külfeti kendisinde olan alacaklı ise yeni bir bilirkişi incelemesi yapılmasını talep etmiştir.
Bu durumda mahkemece, ispat yükünün alacaklıda olduğu kuralı gözetilerek uzman bilirkişilerden oluşturulacak kuruldan yeniden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, kesin kanaat içermeyen ve dolayısıyla uyuşmazlığa çözüm getirecek nitelikte olmayan rapor hükme esas alınıp, yorumlanarak borçlunun imzaya itirazının kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Öte yandan, imzaya itirazın kabul edilmesi halinde de, İİK.nun 170/3. maddesi uyarınca, takibin “iptaline” değil “durdurulmasına” karar verilmesi gerektiği gibi; somut olayda olduğu şekilde, senedi ciro yoluyla iktisap eden alacaklının, senetteki imzanın keşidecinin eli ürünü olup olmadığını bilebilecek konumda olmadığı ve dolayısıyla alacaklının kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğunun tespit edilemediği durumlarda alacaklı aleyhine tazminat ve para cezasına hükmedilmemesi gerekmektedir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10/09/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.