YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/10458
KARAR NO : 2016/12307
KARAR TARİHİ : 26.04.2016
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlular tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı tarafından 4 adet çeke dayalı olarak başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takipte borçluların takibin kesinleşmesi sonrası zamanaşımı nedeniyle icranın geri bırakılmasını talep ettiği, mahkemece… Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2013/271 esas sayılı dosyasında yapılan incelemede çeklerdeki keşideci imzasının şirket yetkilisine ait olmadığı, bu nedenle senetlerin kambiyo vasfını taşımadığı gerekçesi ile şikayetin reddine karar verildiği görülmektedir.
Çekin kambiyo senedi vasfı taşıyabilmesi için düzenleme tarihi itibari ile uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nun 692/1 maddesinin 6.bendi uyarınca keşidecinin imzasının bulunması yeterli olup, bu imzanın düzenleyen şirkete ait olup olmadığı imza inkarında değerlendirilecek husus olup, kambiyo vasfını etkilemez.
6763 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Mer’iyet Ve Tatbik Şekli Hakkında Kanun’un 2.maddesinde; Türk Ticaret Kanunu’nun mer’iyetinden önce işlemeye başlamış bulunan zamanaşımı sürelerinin eski kanun hükmüne tâbi olacakları öngörülmüştür. Yine, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6103 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 6/1. maddesinde de; “Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan zamanaşımı süreleri ile hak düşürücü süreler eski hukuka tâbidir” düzenlemesi yer almaktadır. Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde Türk Ticaret Kanunu’nda zamanaşımı sürelerinin başladığı tarihe göre belirlenmesi gerektiği sonucu ortaya çıkmaktadır.
Çeklerde zamanaşımının süeresinin belirlenmesinde ibraz müddeti dikkate alınacağından, takibe konu çeklerin altı aylık zamanaşımı süresine tabi olduğu görülmüştür.
Somut olayda icra takibine konu çeklerin incelenmesinde keşide tarihlerinin 18.10.2007, 17.10.2007, 16.10.2007 ve 11.10.2007 olduğu görülmüştür. Bu durumda takibe konu çekler yönünden zamanaşımı süresi altı aydır. Takip dosyasında 26.12.2007 ile 10.11.2008 tarihleri arasında zamanaşımını kesen ya da durduran herhangi bir icrai işlem yapılmadığı, imzaya itiraza ilişkin …. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2007/427 Esas sayılı dosyasında takibi durduran herhangi bir tedbir kararı verilmediği, resmi senette sahtecilik nedeniyle açılan ceza davasının da TTK’nun 662. maddesinde öngörülen davalardan olmadığı, menfi tespit davasının ise zamanaşmının dolmasından sonra açıldığı anlaşılmakla takip zamanaşımına uğramıştır.
O halde mahkemece, İİK’nun 71/2. maddesi yollamasıyla aynı Yasa’nın 33/a maddesi gereğince icranın geri bırakılmasına karar verilmesi gerekirken şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçluların temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26.04.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.