Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2016/14212 E. 2017/5880 K. 17.04.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/14212
KARAR NO : 2017/5880
KARAR TARİHİ : 17.04.2017

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki taraflarca istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Borçlunun temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Tarafların iddia ve savunmalarına, dosya içeriğindeki bilgi ve belgelere ve kararın gerekçesine göre borçlunun temyiz itirazlarının REDDİNE;
2-Alacaklının temyiz itirazlarına gelince;
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Alacaklı tarafından bonoya dayalı kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibine başlandığı, borçlunun icra mahkemesine başvurusunda, takibe konu bononun teminat senedi olduğunu, borca, işlemiş ve işleyecek faiz ve fer’ilerine itirazda bulunduğunu ileri sürerek takibin iptalini talep ettiği, mahkemece, şikayetin kısmen kabulüne karar verildiği görülmüştür.
Borçlunun İİK’nun 168. maddesinde yazılı yasal beş günlük itiraz süresi içinde, takipte istenilen işlemiş faiz ve işleyecek faize itiraz ettiği anlaşılmıştır.
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu, aynı Kanun’un 648. maddesi gereğince 01 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 6101 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 7. maddesinde, görülmekte olan davalara ilişkin olarak, “Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları ile geçici ödemelere ilişkin 76., faize ilişkin 88’inci, temerrüt faizine ilişkin 120. ve aşırı ifa güçlüğüne ilişkin 138. maddesi, görülmekte olan davalarda da uygulanır” şeklinde düzenleme getirilmiştir. İcra takibi de dava gibi düşünüleceğinden, 6098 Sayılı TBK’nun anılan hükümlerinin henüz sonuçlanmamış icra takiplerinde de uygulanması gerekir (HGK’nun 12.09.2012 tarihli, 2012/19-314 E, 2012/557 K. Sayılı kararı).
Takip dayanağı belge, bono niteliğinde olduğundan taraflar arasında ticari bir ilişkinin olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda, 3095 sayılı Yasada yer alan ticari temerrüt faizine ilişkin 2 ve 3. maddelerinde öngörülen ticari reeskont faiz oranının (avans faiz oranlarının) uygulanması gerekir. Mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda, yasal faiz ve avans faiz olmak üzere iki türlü hesap yapıldığı, takdirin mahkemeye bırakıldığı, hükme esas alınan faiz türünün yasal faiz olduğu görülmektedir.
O halde mahkemece, alacağa 3095 Sayılı Yasa’nın 2/2. maddesi uyarınca değişen oranlarda avans faizi esas alınarak şikayetin sonuçlandırılması gerekirken, yazılı gerekçe ile yasal faiz esas alınarak karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda (2) nolu bentte yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17.04.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.