Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2016/23008 E. 2017/6521 K. 26.04.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/23008
KARAR NO : 2017/6521
KARAR TARİHİ : 26.04.2017

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlular tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından bonolara dayalı olarak borçlu sıfatıyla … İnş. Ltd. Şti İş Ortaklığı hakkında kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi yapıldığı, adi ortaklığı oluşturan şirketlerin icra mahkemesine yaptıkları başvuruda takibin iptalini talep ettikleri anlaşılmıştır.
Sadece gerçek ve tüzel kişilerin taraf ehliyeti olup, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 620 ve devamı maddelerinde düzenlenen ve iki veya daha fazla işletmenin belli bir amaca ulaşmak için katkılarını birleştirdikleri ortaklığın (Joint Venture’nin) tüzel kişiliği bulunmadığından taraf ehliyeti de yoktur. Anılan ortaklıkta, ortaklar, ortaklık borçlarından dolayı alacaklılara karşı doğrudan doğruya ve sınırsız olarak tüm varlıklarıyla sorumludurlar. (Prof. Dr. Baki Kuru İcra ve İflas Hukuku El Kitabı 2004 bas. Sahife 137; HGK. nun 08.10.2003 tarih ve 2003/12-574 E 2003/564 K. Sayılı içtihadı).
Adi ortaklığın aktif ve pasif dava ehliyeti bulunmadığından, takibin veya davanın bütün ortaklar aleyhinde açılması zorunludur. Taraf ehliyeti kamu düzeninden olup mahkemece kendiliğinden göz önüne alınmalıdır.
Öte yandan, Yasanın emredici kuralından kaynaklanan ve bir hakkın yerine getirilmemesi ile ilgili bulunan bu husus hakkında ortaklardan her birinin İİK’nun 16/2. maddesi gereğince süresiz şikayet hakkı olduğu gibi, bu husus mahkemece de re’sen gözetilmelidir.
O halde, mahkemece şikayetin kabulü ile adi ortaklık hakkında yapılan takibin iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
Diğer taraftan, kabule göre de; Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 2014 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 11/3. maddesinde; “İcra mahkemelerinde duruşma yapılırsa tarife gereğince ayrıca avukatlık ücretine hükmedilir. Şu kadar ki bu ücret, tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünün iki ve üç sıra numaralarında gösterilen iş ve davalarla ilgili hukuki yardımlara ilişkin olup, tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenecek avukatlık ücreti, bu sıra numaralarında yazılı miktarları geçemez” düzenlemesine yer verilmiştir. Bu durumda anılan tarife hükmü gereğince maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmekte olup, mahkemece, borca itiraz reddedildiğine göre borçluların maktu vekalet ücreti yerine nisbi vekalet ücreti ile sorumlu tutulmaları da doğru bulunmamıştır.
SONUÇ : Borçluların temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26/04/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.