YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/5717
KARAR NO : 2019/8602
KARAR TARİHİ : 20.05.2019
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı … tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Şikayetçiler tarafından ortaklığın giderilmesi sureti ile satış sonucu ihalesi yapılan 1230 ada 28 parsel 5 nolu bağımsız bölüme ilişkin yapılan ihalede, ihalenin feshine ilişkin sair iddialarının yanında kıymet takdiri raporunun tebliğ edilmesinin usulsüz olduğu istemi ile sulh hukuk mahkemesine başvurulduğu, mahkemece davanın esastan reddine dair verilen kararın Dairemizce 30.10.2014 tarihli, 2014/21929 – 2014/25593 sayılı karar ile, ortaklığın giderilmesi ilamına dayalı olarak yapılan satışlara ilişkin ihalenin feshi davalarında alıcı ile birlikte hissedarların tamamının hasım olarak gösterilmeleri gerektiğinden bahisle bozulduğu, bozma sonrası yapılan yargılamada mahkemece, kıymet takdirine ilişkin raporun tüm taraflara tebliğ edilmesi ve kıymet takdiri kesinleştikten sonra satış işlemlerine başlanması gerektiği ayrıca taşınmaz açık arttırma ilanının davalı …’a ihale tarihinden sonra tebliğ edildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile ihalenin feshine karar verildiği görülmektedir.
İİK.’nun 128. maddesinde kıymet takdirine ilişkin raporun borçluya, haciz koydurmuş alacaklılara ve diğer ipotekli alacaklılara tebliğ edileceği hükmüne yer verilmiştir. Ne var ki, tebligat, sadece muhatabını ilgilendiren bir işlem olup; satış ilanının ve kıymet takdiri raporunun tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edildiği hususu ancak kendisine tebligat yapılmadığını iddia eden ilgilisi tarafından bizzat ileri sürülebilir.
Somut olayda, davacı hissedarlar kıymet takdiri tebligatının usulsüz tebliğ edildiğini iddia etmiş olmakla davacı hissedarlar vekiline kıymet takdirine ilişkin raporun 06/04/2012 tarihinde tebliğ edildiği görülmektedir. Bunun yanı sıra yine davacılar davalı hissedar …’a yurt dışı tebligatlarının usulsüz yapıldığını iddia etmiş olup, şikayetçi hissedarların diğer ilgililere tebligat yapılmadığı ya da usulsüz tebliğ edildiği hususunu fesih sebebi olarak ileri süremeyeceği tartışmasızdır.
O halde satış ilanı ve kıymet takdiri raporu tebligatlarının usulsüzlüğü nedeniyle ihalenin feshini isteme hakkı, sadece kendisine tebligat yapılmayan ilgilisine aittir. İhalenin feshini isteyen şikayetçi, kendisi dışındaki diğer ilgililere satış ilanının ve kıymet takdiri raporunun tebliğ edilmediği hususunu ihalenin feshi sebebi olarak ileri süremeyeceği gibi, mahkemece şikayetçiden başka ilgililere yapılan tebligatların usulsüz olduğu veya hiç yapılmamış olduğu gerekçe yapılarak ihalenin feshine karar verilemez.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda açıklanan nedenlerle ve başkaca fesih sebebi de bulunmadığı gözetilerek ihalenin feshi isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle, ihalenin feshine karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ: Konya (Ereğli) Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 20/02/2018 tarih ve 2014/1120 E. – 2018/209 K. sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nin 366. ve HUMK’nin 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20/05/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.