YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/8063
KARAR NO : 2021/503
KARAR TARİHİ : 19.01.2021
MAHKEMESİ :İcra Ceza Mahkemesi
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre;
Mahkemece her ne kadar 5237 sayılı TCK ‘nun 66/1-e madddesi gereğince davanın zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine dair karar verilmiş ise de, mahkemece bozma ilamı doğrultusunda araştırma yapılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinin anlaşıldığı, Yargıtay 19.Ceza Dairesi’nin 03.10.2017 tarih ve 2015/18608 Esas ve 2017/7599 Karar sayılı önceki bozma ilamında da belirtildiği üzere ;
İİK’nın 345/a maddesindeki suçun oluşabilmesi için, aynı Kanun’un 179 ve 6762 sayılı TTK’nın 324. maddesinde öngörülen koşullarda şikayet tarihi itibariyle şirketin aktif ve pasif durumunun belirlenerek sonucuna göre şirketin iflasının istenmesi şartlarının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerektiği cihetle; borçlu şirketin kayıtlı olduğu vergi dairesinden beyannameler ve bilançolar getirtilip birlikte banka hesapları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, iflasının istenmesinin gerekip gerekmediği tespit edildikten sonra sanıkların hukuki durumunun takdiri yerine, borçlu şirkete ait ticari defterler temin edilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi,
Sanıklardan …’ün 28.02.2011 tarihinde yönetim kurulu üyeliğinden istifa ettiğini savunması, diğer sanıklar … ve Sibel Demirer’in de asıl yönetim yetkisinin …’e ait olduğunun bildirmeleri karşısında; cezai sorumluluğun hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi bakımından şirket ana sözleşmesi de getirtilip, fiilin birlikte işlenmediğinin anlaşılması halinde temsil yetkisinin bölüşümündeki ağırlık ve sınırlar da dikkate alınarak suçun oluşumunda rolü olan temsilci belirlenip buna göre sanıkların hukuki durumunun tayini gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde düşme kararı verilmesi,
Kabule göre de;
Sanıklara yüklenen suçun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle 5237 sayılı TCK’nun 66-(1)e ve 67. Maddelerine göre 8 yıl olağan, 12 yıl olağanüstü zaman aşımına tabi olduğu, sanıklar hakkında bozma ilamından önce 25/04/2013 tarihinde verilen mahkumiyet kararı ile zamanaşımının kesildiğinin ve zamanaşımı süresinin henüz dolmamasına rağmen yazılı şekilde hüküm kurulması;
Kanuna aykırı ve şikayetçi vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, tebliğnameye uygun olarak HÜKÜMLERİN 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 19/01/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.