Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2021/10060 E. 2021/9585 K. 02.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/10060
KARAR NO : 2021/9585
KARAR TARİHİ : 02.11.2021

MAHKEMESİ :İcra Ceza Mahkemesi

SUÇ : 2004 Sayılı Kanuna Aykırılık

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede,
Mahkemece her ne kadar 5237 sayılı TCK ‘nun 66/1-e maddesi gereğince davanın zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine dair karar verilmiş ise de, sanıklara yüklenen suçun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle 5237 sayılı TCK’nun 66-(1)e ve 67. Maddelerine göre 8 yıl olağan, 12 yıl olağanüstü zamanaşımına tabi olduğu, sanıklar hakkında bozma ilamından önce 12/12/2013 tarihinde verilen mahkumiyet kararı ile zamanaşımının kesildiğinin ve zamanaşımı süresinin henüz dolmadığı anlaşılmış olup,
1-İİK’nun 333/a. maddesine muhalefet suçu yönünden yapılan değerlendirmede; Sanıklara isnat edilen İİK’nın 333/a maddesinde düzenlenen “ticari işletme yöneticisinin alacaklıları zarara sokmak kastı ile borcu ödememesi” suçunun oluşması için, takibin kesinleştiği tarih itibariyle şirketin borcu ödeme gücüne sahip olması ve şirketin hukuken veya fiilen yönetim yetkisine sahip olan şirket yetkilisinin alacaklıyı zarara uğratmak kastıyla şirket borcunu ödememesi ve ayrıca bu işlem ve eylemlerin başka bir suç oluşturmaması gerekmekte olup, atılı suçun oluşabilmesi için, sanıkların eyleminin başka bir suç oluşturmaması gerektiğinden ve aynı kanunun 351.maddesinde de şikayetçinin dilekçe ve beyanında göstermiş olduğu delillerle bağlı olduğunun belirtilmiş olması, şikayet dilekçesinde borçlu şirketin borcu ödeyebilecek güçte olduğuna dair bir iddiada bulunulmadığı gibi, sanıkların hangi kasıtlı eylemleri ile alacaklıyı zarara uğratmak kastıyla hareket ettiği somut olarak bildirilmediğinin anlaşılması karşısında, suçun unsurlarının oluşmayacağı hususu gözetilmeksizin sanıklar hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-İİK’nun 345/a. maddesinde öngörülen suç yönünden yapılan incelemede; Mahkemece her ne kadar 5237 sayılı TCK ‘nun 66/1-e madddesi gereğince davanın zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine dair karar verilmiş ise de, mahkemece bozma ilamı doğrultusunda araştırma yapılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinin anlaşıldığı, Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 08/12/2016 tarih 2016/227 Esas ve 2016/23230 Karar sayılı bozma ilamında belirtildiği üzere , İİK’nın 345/a maddesindeki suçun oluşabilmesi için, aynı Kanun’un 179 ve 6762 sayılı TTK’nın 324. maddesinde öngörülen koşullarda şirketin aktif ve pasif durumunun belirlenerek sonucuna göre şirketin iflasının istenmesi şartlarının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerektiği cihetle, borçlu şirkete ait ticari defterler ve kayıtlar temin edilip, hakkındaki kesinleşmiş icra takipleri de getirtilerek, şirketin pasifine eklendikten sonra bilançolar ve banka hesapları da esas alınarak karşılaştırılmalı bilirkişi incelemesi yaptırılıp, şikayet tarihi olan 2010 yılı itibariyle şirketin iflasının istenmesi şartlarının oluşup oluşmadığı saptanıp, sonucuna göre hukuki durumunun takdiri gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş ve şikayetçi vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, tebliğnameye aykırı olarak HÜKÜMLERİN, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 02/11/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.