YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/11020
KARAR NO : 2022/10294
KARAR TARİHİ : 13.10.2022
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı vekili, icra mahkemesine başvurusunda, takip dışı (3. kişi) davalı …Ş”ne gönderilen haciz ihbarnamesine itiraz edildiğini, 89/1 haciz ihbarnamesine itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, İİK’nun 338. maddesi gereğince sanıkların cezalandırılması ile 89/4. maddesi uyarınca tazminata hükmedilmesini talep ettiği, ilk derece mahkemesince , İİK 89/4. madde uyarınca tazminata yönelik talebin kısmen KABULÜNE, bilirkişi raporunda tespit edilen 12.096,76 TL alacağın 1. haciz ihbarnamesinin tebliğ tarihinden itibaren 7 günlük ödeme süresinin geçtiği tarih olan 07/05/2018 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, dair karar verilmesi üzerine tarafların istinaf yoluna başvurduğu ve Bölge Adliye Mahkemesi’nce davacı alacaklının istinaf başvurusunun esastan reddine ve davalı 3. Kişinin istinaf başvurusunun ise üçüncü kişi şirket adına tebliğ edilen birinci haciz ihbarnamesine vekil aracılığı ile itiraz edildiği, cezaların şahsiliği prensibi nedeniyle suçun oluşmadığı, ortada haksız bir eylem söz konusu olmadığı gerekçesiyle kabulüne karar verildiği, kararın davacı alacaklı tarafından temyiz edildiği görülmektedir.
Somut olayda, 3.kişi şirketin haciz ihbarnamesine vekili aracılığıyla itiraz etmesi nedeniyle, tazminat isteminin haksız fiile dayanan bir tazminat olduğu ve gerçeğe aykırı beyanda bulunmak suçunun oluşmadığı ve ortada haksız fiil bulunmadığı gerekçesiyle mahkemece tazminat isteminin reddine karar verildiği, her ne kadar davaya konu haciz ihbarnamesine vekil tarafından itiraz edilmiş ise de; vekil tarafından yapılan itiraz ancak ceza hukuku anlamında suçun oluşumunu ve cezaların şahsiliği prensibi gereğince vekilin beyanlarından dolayı asilin cezalandırılmasını engeller. Ancak vekilin asil adına yapmış olduğu itiraz hukuki anlamda geçerli olup, tazminat davası açısından asili bağlayacağı ve bu nedenle eğer şartları var ise tazminata hükmedilmesini gerektirir.
İİK’nın 89/4. maddesine göre “üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesine müddeti içinde itiraz ederse, alacaklı, üçüncü şahsın verdiği cevabın aksini tetkik merciinde ispat ederek üçüncü şahsın İİK’nun 338/1. maddesi hükmüne göre cezalandırılmasını ve ayrıca tazminata mahkum edilmesini isteyebilir. Tetkik mercii, tazminat hakkındaki davayı genel hükümlere göre halleder.” hükmü karşısında haciz ihbarnamesine verilen cevabın gerçeğe aykırı olduğu iddiası nedeniyle üçüncü kişinin cezalandırılması isteği cezanın kişiselliği prensibi de dikkate alınmak suretiyle ayrı bir yargılama usulüne tabi olup, tazminat istemi yönünden davanın genel hükümlere göre çözümlenmesi gerekir.
Kanun hükmünde yer alan tazminatın konusu, haciz ihbarnamesine karşı üçüncü kişinin gerçeğe aykırı beyanda bulunması sebebiyle takip alacaklısının uğradığı zarardır. Bu davada, üçüncü kişinin gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu davacı takip alacaklısı ispat etmelidir. Üçüncü
kişinin beyanının aksi, İİK.’nun 68. maddesinde sayılan belgelere bağlı olmaksızın her türlü delille ispat edilebilir. Anılan maddenin açık hükmü gereğince; icra mahkemesince, genel hükümlere göre yargılama yapılarak sonuca gidilmelidir.
İİK’nun 89/4. maddesine dayalı olarak açılan tazminat davasında, tarafların göstereceği deliller, ticari defterler ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak, ihbarnamenin tebliğ tarihi itibariyle, borçlunun, üçüncü kişiden istenebilir, kesin nitelikte bir alacağının mevcut olup olmadığı genel hükümler çerçevesinde belirlenir, diğer bir ifade ile anılan maddeye göre tazminata hükmedilebilmesi için, borçlunun, haciz ihbarnamesinin üçüncü kişiye tebliği tarihi itibariyle, üçüncü kişi nezdinde kesinleşmiş, İİK.’nun 89/1. maddesi kapsamında haczedilebilecek muaccel bir alacağının bulunması zorunludur.
Dava dosyasının incelenmesinde; hükme esas alınan 09/11/2019 tarihli bilirkişi raporunda; davalı 3.kişinin ticari defterlerinin incelenmesi sonucu; 23/06/2018 itibariyle davalı 3. kişi … Uluslararası Tic. A.Ş firmasının dava dışı takip borçlusu … Mak.İml.Tic. Ltd. Şti firmasına 94.299,232 TL borçlu olduğu, 25/06/2018 tarihinde 3. Kişi tarafından 82.202,56 TL ‘sinin icra müdürlüğüne havale edildiği bakiye kısmın ise 3. Kişi şirketin uhdesinde kaldığı tespit edildiği belirtilmiş olup, borçlu şirkete ait ticari defterlerin incelenmediği görülmüştür.
O halde, Bölge Adliye Mahkemesince, dava dışı borçlu şirket … Mak.İml.Tic. Ltd Şti’ne ait ticari defterlerin incelenmediği anlaşılmakla, İİK 89/1. maddesine göre gönderilen haciz ihbarnamesinin tebliği tarihi (30.04.2018) itibariyle, 3. kişi … Uluslararası A.Ş’nin, asıl borçluya kesinleşmiş ve muaccel bir borcunun bulunup bulunmadığının tespiti için her iki tarafa ait tüm ticari defter ve belgeler ile 2018 yılına ait ticari defterlerle birlikte banka hesapları ile asıl borçlu ile 3. şahıs arasında düzenlenen sözleşme hükümleri de dikkate alınarak, (her iki tarafın 2018 yılına ait defter kayıtlarını oluşturan defter ve belgeler, Fatura, Çek, Hakediş, Ödeme Belgeleri, Teminat Mektubu, Avansla ödemeleri, Banka dekontları vb. evraklar) üzerinde karşılaştırmalı olarak bilirkişi incelemesi yaptırılıp, 89/1. haciz ihbarnamesinin tebliğ tarihi (30.04.2018) itibariyle borçlunun 3. şahıstan kesinleşmiş ve muaccel bir alacağının olup olmadığının net olarak tespit edilerek sonucuna göre hukuki durumun tayin ve takdiri yerine, borçlu şirkete ait ticari defterler incelenmeksizin düzenlenen ve yeterli olmayan bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı şekilde karar verildiğinden, bu sebeple söz konusu ticari defterlerin temini için, defterlerin ibraz edilmesi hususunda taraflara HMK’nun 220/3.maddesi ve HMK’nun 222/5. maddesi ihtarını içeren meşruhatlı davetiyenin usulüne uygun olarak tebliği ile sonucuna göre HMK’nun 222/5. maddesi gereğince bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile, … Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesi’nin 21.12.2020 tarih ve 2020/2244 E. – 2020/3911 K. sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nun 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nun 373/2. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.10.2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.