YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6229
KARAR NO : 2021/11377
KARAR TARİHİ : 14.12.2021
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Çeke dayalı kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takipte örnek 10 numaralı ödeme emri tebliği üzerine borçlunun İİK’nun 168/4. maddesinde öngörülen yasal 5 günlük sürede icra mahkemesine başvurarak, imzaya itiraz ettiği, mahkemece imza itirazının kabulüne davacı yönünden takibin durdurulmasına, asıl alacağın %20’si oranında tazminata ve %10 ‘u oranında para cezasına hükmedildiği, alacaklı tarafın istinaf talebi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebinin esastan reddine karar verildiği, kararın alacaklı tarafından temyiz edildiği görülmektedir.
Somut olayda, mahkemece yaptırılan inceleme sonucunda garafoloji ve sahtecilik uzmanı Bilirkişi …’dan alınan 07.03.2019 tarihli raporda “ …davacı şirkete atfen atılmış keşideci imzası ile çekin miktar bölümlerindeki düzeltmelere ilişkin imzaların mevcut mukayese imzalarına kıyasla davacı şirket yetkilisi …’in eli ürünü olmadığı” kanaat bildirildiği, alacaklı tarafın talebi üzerine aynı bilirkişiden alınan 09.03.2020 tarihli ek raporda “…çekin ön yüzündeki keşideci imzası ile çekin miktar bölümlerindeki düzeltmelere ilişkin paraf imzaların yukarıda evsafı yazılı üç adet ödenmiş çeklerde davacı şirkete atfen atılmış keşideci imzaları ile aynı el ürünü olduğu ” kanaati bildirildiği , bilirkişi raporunda takip konusu çek üzerindeki imzanın keşideci şirket yetkilisinin eli ürünü olmadığının belirtmesine rağmen ek raporda takip dayanağı çek üzerindeki keşideci imzası ile keşideci şirkete ait olan 3 adet ödenmiş çeklerdeki keşideci imzaları ile aynı el ürünü olduğu, haliyle anılan raporların sonuçları itibariyle çelişkili olduğu ve aralarındaki mübayenet giderilmeden, hangi raporun hükme esas alındığı belirtilmeden sonuca gidilmesinin doğru olmadığı açıktır.
HGK’nun 07.10.2009 tarih ve 2009/12-382-415 sayılı kararında da belirtildiği üzere; herhangi bir belgedeki imza ve yazının atfedildiği kişiye ait olup olmadığı hususunda yapılacak bilirkişi incelemesinin konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının, tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması, sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleri ile de desteklenmesi şarttır.
O halde, mahkemece bilirkişi raporu ve ek rapordaki çelişkili tespitlerin giderilmesi için yeniden ehil bilirkişilerden oluşacak bir heyetten kuşkudan uzak, Yargıtay denetimine ve hüküm kurmaya elverişli rapor alınarak, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi ve alacaklının istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesi’nce esastan reddi isabetsiz olup, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile, yukarıda yazılı nedenlerle, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nun 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nun 373/1. maddesi uyarınca, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nin istinaf talebinin esastan reddine ilişkin 14/04/2021 tarih ve 2020/1909 E. – 2021/1247 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA ve İstanbul Anadolu 5. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 14/07/2020 tarih ve 2018/652 Esas -2020/587 Karar sayılı kararının BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14/12/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.