Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2021/6425 E. 2021/7380 K. 13.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6425
KARAR NO : 2021/7380
KARAR TARİHİ : 13.09.2021

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı İlk Derece Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Temyiz incelemesinin duruşmalı yapılmasına işin ivediliği ve niteliği nedeniyle 5311 Sayılı Kanunla değişik İİK’nin 366. maddesi hükmü uygun bulunmadığından bu yöndeki isteğin oybirliği ile reddine karar verildikten sonra işin esası incelendi:
Alacaklı tarafından başlatılan ilamlı takipte borçlu, borçlunun dayanak ilamda hükmedilen alacaktan hangi oranda hangi miktarda sorumlu olduğuna dair hüküm bulunmadığını, sadece borçlu şirket ile dava dışı borçlu Haşim Bayram’dan alınmasına karar verildiğini, asıl alacaktan dolayı diğer borçlu ile eşit oranda sorumluluklarının bulunduğunu, buna rağmen gönderilen icra emrinde alacaklardan 2/3 oranında sorumlu tutulduğunu ileri sürerek icra emrinin düzeltilmesi istemiyle icra mahkemesine başvurduğu, İlk Derece Mahkemesince, şikayetin reddine, borçlunun istinaf başvurusunun da Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verildiği, borçlunun temyiz başvurusu üzerine Dairemizin 21.11.2019 tarih 2018/13074 E. ve 2019/16820 K. sayılı ilamı ile takip dayanağı ilamda müştereken ve müteselsilen tahsil hükmü bulunmadığından ve borçluların eşit olarak sorumlu olduklarının kabulü gerekeceğinden, borçlunun şikayetinin kabulü ile icra emrinin düzeltilmesine karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırıldığı ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulduğu, İlk Derece Mahkemesince hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda şikayetin kabulü ile icra emrindeki alacak kalemlerinin davacı yönünden 1/2 oranda sorumlu olacak şekilde düzeltilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Dairemizin anılan bozma ilamından sonra, 07.12.2019 tarih, 30971 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’nun 41. maddesinde 25/3/1987 tarihli ve 3332 sayılı Sermaye Piyasasının Teşviki, Sermayenin Tabana Yaygınlaştırılması Ve Ekonomiyi Düzenlemede Alınacak Tedbirler İle 5422 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu Ve 3182 Sayılı Bankalar Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici maddenin eklendiği belirtilmiş olup, işbu geçici 4. maddede ”31.12.2014 tarihine kadar, pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılan ve payları borsada işlem gören anonim ortaklıklar tarafından doğrudan veya dolaylı olarak nominal ya da primli değer üzerinden pay veya pay adı altında satışı yapılmış olan her türlü araç, 06.12.2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun kaydileştirmeye ilişkin şartlarına tabi olmaksızın 29.06.1956 tarihli ve 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu ile 13.1.2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında
pay addolunur, bu ortaklıklara yapılan ödemeler pay karşılığı yapılmış kabul edilir ve ortaklık ilişkisi kurulmuş sayılır. Bu payların kaydileştirilmemiş olması ortaklık haklarına halel getirmeyeceği gibi ortaklık ilişkisinin kurulmadığı da iddia edilemez. Birinci fıkra kapsamında kurulmuş olan ortaklık ilişkileri hakkında; geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı veya primli pay satışı yapıldığı ileri sürülerek sebepsiz zenginleşme, haksız fiil, sözleşme öncesi görüşmelere aykırılık veya sözleşmeye aykırılık nedenlerine dayalı olarak açılan ve kanun yolu incelemesindekiler dahil görülmekte olan menfi tespit, tazminat veya alacak davalarında, karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilir ve yargılama gideri ile maktu vekalet ücreti ortaklık üzerinde bırakılır.” hükmü düzenlenmiş, aynı Kanun’un 52/1-h maddesinde de işbu hükmün yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği hükme bağlanmıştır.
Diğer taraftan, takibe dayanak Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 18/09/2017 tarih ve 2010/391 Esas 2017/717 Karar sayılı ilamına yönelik istinaf incelemesi üzerine verilen Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nin 2.05.2019 tarih 2018/247 Esas 2019/553 Karar sayılı ilamının Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 17.02.2020 tarihli 2019/3324 Esas 2020/1494 Karar sayılı ilamı ile bozularak ortadan kaldırıldığı ve anılan yasal düzenleme kapsamında değerlendirme yapılmak üzere dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderildiği anlaşılmıştır.
O halde, mahkemece, Dairemiz bozma ilamından sonra yürürlüğe giren anılan yasal düzenleme ve dayanak ilamın bozulmakla ortadan kalktığı hususu değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmek üzere kararın yeniden bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : İstanbul 5. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 9/02/2021 tarih ve 2019/858 E. – 2021/64 K. sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nun 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nun 373/4. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 13/09/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.