Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2021/7173 E. 2021/8337 K. 04.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7173
KARAR NO : 2021/8337
KARAR TARİHİ : 04.10.2021

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlular tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Bir mahkeme kararının gerekçesi, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyar; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterir. Tarafların, o dava yönünden, hukuk düzenince, hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta bir gerekçe bölümünün bulunması zorunludur. Bütün mahkemelerin ve her türlü kararların gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa’nın 141/3. maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 sayılı HMK’nun 27 ve 297. maddeleri de bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 28.04.2010 gün ve 2010/11-195 E., 238 K. sayılı usulden bozmayı kapsayan ilamının gerekçesinde de vurgulandığı üzere, “Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının, açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.”
Nitekim, 07.06.1976 gün ve 3/4-3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde yer alan “Gerekçenin, ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği, yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir” şeklindeki açıklama ile de aynı ilkeye vurgu yapılmıştır.
Anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama, gerek yargı erki ile hakimin, gerek mahkeme kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile bağdaşmaz.
Somut olayda;
a)Alaşehir İcra Hukuk Mahkemesi 2019/53E, 2020/297 K. sayılı kararının gerekçe kısmında “… takip konusu alacağın takip kesinleştikten sonra 3 yıllık zaman aşımına uğradığı, alacaklı tarafça zaman aşımını kesen herhangi bir işlem yapılmadığı anlaşılmakla davacının davasının kabulü ile Alaşehir İcra Müdürlüğünün 2006/2089 esas sayılı dosyasında yapılan icra takibinin zaman aşımı nedeniyle geri bırakılmasına karar vermek gerekmiş….” şeklinde karar verildiği belirtilmesine rağmen, hüküm kısmında ”..Alaşehir İcra Müdürlüğünün 2006/2089 Esas (yenilemeden önce 200/182 Esas) ve 1999/3920 esas sayılı takipler hakkında zaman aşımı nedeniyle takibin iptali taleplerinin reddine ” karar verilmek suretiyle, kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında çelişki meydana getirildiği görülmektedir. Yapılan çelişkinin giderilmesi gerekçe kısmının hüküm kısmı ile uyumlu ve bağlantılı olması gerekmektedir.
b)Dava konusunun iki ayrı takipteki ( 2006/2089 Esas ve 1999/3920 Esas sayılı) takip konusu senetlerin zaman aşımına uğradığı, bu sebeple her iki takibin de kaldırılması talep edilmiş olmakla, hüküm kısmında talep edilen her iki takip için de ”Davacıların, Alaşehir İcra Müdürlüğünün 2006/2089 Esas (yenilemeden önce 2000/182 Esas) ve 1999/3920 Esas sayılı takipler hakkında zaman aşımı nedeniyle takibin iptali taleplerinin REDDİNE ” şeklinde karar verilmiş olsa da, gerekçede 1999/3920 esas sayılı takip dosyası ile ilgili açıklama yapılmamış olduğu görülmektedir. Her iki takip dosyasının da davacının iddiaları yönünden değerlendirilerek hüküm kurulması ve gerekçe ile hükmün çelişmemesi gerekmektedir.
Kabule göre de; davada davacı mirasçı olarak taraf olan …’in mahkemeye sunulan 12/04/2019 tarihli dilekçesinde yazılı talepleri hakkında olumlu veya olumsuz olarak herhangi bir değerlendirme yapılmaması da yerinde değildir.
O halde Alaşehir İcra Hukuk Mahkemesince verilen kararın gerekçe kısmı ile hüküm fıkrası arasında uyumsuzluk oluşacak şekilde sonuca gidilmesi ve ayrıca davacı mirasçı …’in taleplerinin değerlendirilmeden hüküm kurulmuş olması isabetsiz olup, anılan çelişki ve eksiklikler giderilerek yeniden hüküm tesisi için mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Borçluların temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04/10/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.