Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2022/12921 E. 2023/4940 K. 13.09.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/12921
KARAR NO : 2023/4940
KARAR TARİHİ : 13.09.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklılardan … tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Şikayetçinin icra mahkemesine başvurusunda; taşınmaza müdahalenin önlenmesi ve tahliye ilamına dayalı olarak başlatılan ilamlı takipte, alacaklının talebi üzerine 12.03.2021 tarihinde tahliye işlemi için gelinmiş ise de taşınmazda pay sahibi olduğunu ve tahliyesi istenen yerde kendisine ait işletmenin bulunduğunu ileri sürerek tahliyenin durdurulmasına ve tahliye talebinin reddine karar verilmesini talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince şikayetçinin üçüncü şahıs sayılamayacağı ve taşınmazı işgalde haklı olmadığı gerekçesi ile şikayetin reddine karar verildiği, şikayetçi tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince taşınmazdaki hissedarın üçüncü kişi sayılamayacağı ve tahliyesinin istenemeyeceği gerekçesi ile istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına ve şikayetin kabulü ile 12.03.2021 tarihli işlemin iptaline karar verildiği anlaşılmıştır.
Hukuk Genel Kurulu’nun 08.10.1997 tarih ve 1997/12-517 E.-1997/776 K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere, ilamların infaz edilecek kısmı hüküm bölümüdür. Diğer bir anlatımla hüküm içeriğinin aynen infazı zorunludur. İlamın infaz edilecek kısmı yorum yoluyla belirlenemez. Bu nedenle hüküm fıkrasının hiçbir tereddüte yer vermeyecek şekilde açıkça yazılması zorunludur.
Diğer taraftan, İİK’nın 8/son maddesi gereğince icra tutanakları aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir. Tutanak hakkındaki iddia, maddi bir olaya dayanıyorsa, aksinin ispatı kural olarak özel bir şekle tâbi değildir.
Somut olayda, takibin dayanağı olan Zonguldak 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.06.2018 tarihli, 2016/394 Esas ve 2018/152 Karar sayılı ilamında davalılar Cemal Onur Kocaağa ve Erdem Kocaağa’nın taşınmaza müdahalesinin menine ve taşınmazdan tahliyelerine karar verildiği, alacaklı tarafından taşınmazın tahliyesinin talep edilmesi üzerine 12.03.2021 tarihinde taşınmazın bulunduğu yere gidildiği, aynı tarihli icra tutanağına göre adreste borçlulardan Cemal Onur Kocaağa’nın hazır olduğu görülerek taşınmazı tahliye etmesi için borçluya 15 gün süre verildiği görülmüştür. Tutanak içeriğinden taşınmazda borçlu dışında üçüncü bir kişinin bulunduğu anlaşılamadığından ve ilamın taşınmazda bulunan borçlu yönüyle infazında bir sakınca bulunmadığından, şikayete konu memur işleminde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesince şikayetçinin taşınmazdan tahliyesinin gerektiğine yönelik gerekçe de bu nedenle yerinde değildir.

O halde, Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun gerekçe yönüyle kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına ve şikayetin yukarıda yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:
Alacaklılardan …’nın temyiz itirazlarının kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 06.10.2022 tarih 2022/988 E. – 2022/1567 K. sayılı kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nın 373/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.09.2023 gününde oy birliğiyle karar verildi.