YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1909
KARAR NO : 2023/8802
KARAR TARİHİ : 14.12.2023
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi
…
…
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davalı/alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla başlatılan ilamsız icra takibinde örnek 10 numaralı ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun İİK’nın 168/4. maddesinde öngörülen yasal 5 günlük sürede icra mahkemesine başvurarak sair itirazları ile birlikte imzaya itiraz ettiği, İlk Derece Mahkemesince, mahkemece alınan iki bilirkişi raporunda da imzaların borçluya ait olduğunun belirlendiğinden bahisle imzaya itirazın reddine ve borçlu aleyhine tazminat ve para cezasına hükmedilmesine yer olmadığına karar verildiği, iş bu kararın borçlu tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; İcra Ceza Mahkemesi ile İcra Hukuk Mahkemesince alınan ilk rapor arasında çelişki bulunduğu, İcra Hukuk Mahkemesince alınan ve Adli Tıp Kurumunca düzenlenen ikinci raporun da kesin görüş bildirmemesi nedeniyle raporlar arasındaki çelişkiyi gideremediği, ancak alacaklı tarafından yeniden imza incelemesi yapılması talep edilmediği gerekçesiyle imzanın borçluya ait olduğu hususunun ispatlanamadığı belirtilerek, başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle; imza itirazının kabulüne ve takibin muteriz borçlu yönünden durdurulmasına, alacaklı aleyhine tazminat ve para cezasına hükmedilmesine yer olmadığına karar verildiği, kararın alacaklı tarafından temyiz edildiği görülmüştür.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2019 tarih ve 2017/2692 E. – 2019/1003 K. sayılı kararında da benimsendiği üzere; imza incelemesinde öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır. Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların mahkemenin ve Yargıtayın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır.
Diğer taraftan 6100 sayılı HMK’nın 282. maddesine göre hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir. Mahkeme bilirkişi raporunun tatmin edici bir nitelik taşımadığı kanaatine ulaşacak olursa, yani raporda bazı belirsizlikler ya da çelişkiler bulunduğu kanısına varırsa “taraflardan birinin herhangi bir talebi bulunmasa bile” bu belirsizliklerin ya da çelişkilerin giderilmesi için “kendiliğinden” yeni sorular düzenlemek suretiyle aynı bilirkişiden ek rapor alınmasına yahut raporu tanzim eden bilirkişinin sözlü açıklamalarda bulunmak üzere bir gün tayin ederek duruşmaya davet edilmesine ya da gerçeğin ortaya çıkarılması için gerekli görürse yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla tekrar bir inceleme yaptırılmasına karar verebilir ( Bilirkişilik Yönetmeliği md. 56).
Bu açıklamalar ışığında somut uyuşmazlığın incelenmesinde; takip konusu çeke ilişkin olarak Eskişehir 2. İcra Ceza Mahkemesinin 2019/258 E. sayılı dosyasında yapılan yargılama sırasında Adli Tıp Belge İnceleme Uzmanından alınan 13.07.2020 tarihli bilirkişi raporunda, çekte bulunan keşideci imzasının borçlu …’in “eli ürünü olmadığının” tespit edildiği, İcra Hukuk Mahkemesince Adli Tıp Belge İnceleme Uzmanından alınan 16.03.2022 tarihli bilirkişi raporunda çekteki imzanın borçlu …’in “eli ürünü olduğunun” tespit edildiği, yine İcra Hukuk Mahkemesince bu kez Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesinden alınan 21.09.2022 tarihli bilirkişi raporunda ise çekteki imzanın “kuvvetle muhtemel borçlu …’in eli ürünü olduğunun” mütalaa edildiği görülmüştür.
Hal böyle olunca, İcra Ceza Mahkemesince alınan bilirkişi raporu ile İcra Hukuk Mahkemesince alınan 16.03.2022 tarihli ilk bilirkişi raporu arasında çelişki oluştuğu anlaşılmakla birlikte, İcra Mahkemesince alınan 21.09.2022 tarihli ikinci bilirkişi raporunun ihtimale dayalı olduğu görüldüğünden, bu son raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığı nazara alınarak, Bölge Adliye Mahkemesince resen, bilirkişi raporlarındaki çelişkiyi giderecek şekilde yeniden ehil bilirkişilerden oluşacak bir heyetten, kuşkudan uzak, Yargıtay denetimine ve hüküm kurmaya elverişli rapor alınarak, oluşacak sonuca göre imzaya itiraz hususunda karar verilmesi gerekirken, alacaklının yeniden imza incelemesi talebi bulunmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru bulunmamış olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ :
Yukarıda yazılı nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesinin 22.12.2022 tarih ve 2022/2410 E. – 2022/2541 K. sayılı kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nın 373/2. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…