YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/2519
KARAR NO : 2023/9223
KARAR TARİHİ : 25.12.2023
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak başlatılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipte, borçlunun süresi içerisinde icra mahkemesine yaptığı başvuruda; takibin dayanağı olan bononun teminat senedi olduğu, senet üzerinde “sözleşmeye istinaden” ibaresinin yer aldığını ileri sürerek takibin iptaline karar verilmesini talep ettiği, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verildiği, karara karşı borçlunun istinaf yoluna başvurması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, takibe konu bononun alt kısmına el yazısı ile ”sözleşmeye istinaden” ibaresinin yazılmasının tek başına bononun teminat senedi olarak kabulü için yeterli olmadığı, teminat senedi iddiasını ispata yönelik olarak sunulan sözleşmede, takibe konu bonoya tanzim tarihi ve vade tarihi itibariyle açıkça atıf bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, borçlunun temyiz yoluna başvurduğu anlaşılmıştır.
6102 Sayılı TTK’nın 776/1. maddesinin (b) bendinde bono veya emre yazılı senedin kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödemek vaadini içermesi gerektiği, 777. maddesinde de bu unsuru içermeyen bir senedin bono sayılmayacağı hükme bağlanmıştır.
Bir “teminat bonosu”ndan söz edilebilmesi için ya bonoyu düzenleyen kişinin temel ilişkiden kaynaklanan ediminin (cezai şart öngörülen durumlar dışında) doğrudan doğruya belirli bir para borcunun ödenmesi olmaması yani paradan başka bir edim olması, ya da alacaklının uğrayacağı muhtemel zararları güvenceye bağlamak amacı ile bonoyu vermiş olması gerekir. Öğretide verilen örneklerde, örneğin bir müteahhidin inşaatı zamanında bitirememesi durumunda ödemek zorunda kalacağı cezai şart karşılığında verdiği bono bir teminat bonosu olduğu gibi satın alınıp, bedeli ödenmekle birlikte tapuda henüz devri yapılmadığı için satın alan kişinin adına tescil edilemeyen bir taşınmazın bedeline ilişkin olarak düzenlenip alıcıya verilen ve devir gerçekleştikten sonra karşılıksız kalacağı öngörülen bir
bono da bu niteliktedir. Aynı şekilde, kiracının, kiralanana vereceği muhtemel zararların
teminatı olarak kiralayana verdiği bono da bu anlamda bir teminat bonosudur (Ahmet Türk, Kambiyo Senedi Borçlusu Tarafından Açılan Bedelsizliğe ve Hükümsüzlüğe Dayalı Menfi Tespit Davalarının Gösterdiği Özellikler, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Yıl 2005, Cilt 7, s.329, 330).
Bir borç ilişkisi gereği taraflardan biri lehine bir para alacağı doğacağı kesin ise ve bu sözleşmede doğacak alacakların tahsili için bir kambiyo senedi verileceği öngörülmüş ise bu kambiyo senedinin teknik anlamda teminat gayesiyle değil, ifa uğruna (ifa amacıyla) verildiğinin kabulü gerekir. Çoğu hâlde, alacaklı, temel ilişkiden doğan alacağının ifası uğruna, kambiyo senedine dayalı alacağın takibi daha kolay olduğu için (2004 sayılı Kanun md. 167 vd.) ya da senedi iskonto ettirerek vadeden önce alacağına kavuşmak olanağını elde etmek için borçludan bir kambiyo senedi vermesini ister. Bu senet ifa uğruna, temel borcun ifasını teminen düzenlenmiş olduğundan, alacaklı öncelikle bu senede dayanarak icra takibi yapmak isteyecektir. Teminat senedi verilmesi durumunda ise, ya temel ilişkide bir alacağın doğup doğmadığı kesin değildir, ya da senedi düzenleyen kişinin borcu, paradan başka bir edimdir (Türk, s.328-329).
Somut olayda; taraflar arasında 29.09.2020 tarihli “İskele Kiralama” başlıklı sözleşme imzalandığı, bu sözleşme uyarınca takibe konu teminat senedinin teslim edildiği, davacı şirketin teminat senedinde avalist olduğu, senedin üzerinde “sözleşmeye istinaden” ibaresinin yer aldığı, taraflar arasında sözleşme bulunduğunun ihtilafsız olduğu, 29.09.2020 tarihli sözleşmede teminat senedinin bedelinin 983.777,80-TL olarak belirtildiği, sözleşmede belirtilen bu miktar ile takibe dayanak senedin keşide tarihinin ve miktarının aynı olduğu, sözleşmede; senedin kiracıya bırakılan iskele ve iskele aksesuarlarının hasarsız ve eksiksiz teslimi halinde geri verileceği şartına bağlandığı hususları dikkate alındığında dayanak senedin teminat olarak verildiği, dolayısı ile senedin, Türk Ticaret Kanunu’nun 776/1-b maddesinde belirtilen “kayıtsız şartsız muayyen bir bedeli ödeme vaadi” unsurunu taşımadığı ve alacağın varlığının yargılamayı gerektirdiği anlaşılmaktadır.
O halde mahkemece, borçlunun teminat senedi iddiasının İİK’nın 169/a maddesi uyarınca kabulü ile takibin durdurulmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi ve istinaf başvurusu üzerine de Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmesi isabetsiz olup İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda yazılı nedenlerle borçlunun temyiz itirazlarının kabulüne ,5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesinin 23.12.2022 tarih ve 2022/2966 E. – 2022/2988 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA ve İstanbul … 5. İcra Hukuk Mahkemesinin 14.06.2022 tarih ve 2022/204 E. – 2022/426 K. sayılı kararının BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.12.2023 gününde oy birliğiyle karar verildi.
…