Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2023/8691 E. 2024/687 K. 23.01.2024 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/8691
KARAR NO : 2024/687
KARAR TARİHİ : 23.01.2024

MAHKEMESİ :İcra Ceza Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki taraflarca istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Davalı 3. kişinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Kararın temyiz edene 05.05.2023 tarihinde tefhim edildiği halde temyiz dilekçesi belirli süre geçirildikten sonra, 08.08.2023 tarihinde verilip kaydettirildiği anlaşıldığından temyiz dilekçesinin süre aşımı nedeni ile (REDDİNE),
2-Davacı alacaklının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Alacaklı vekili, icra mahkemesine başvurusunda, takip dışı (3. kişi) davalı … Pres Kalıp İmalat Oto. Ve Dış. Tic. Ltd. Şti.’nin, 89/1 haciz ihbarnamesine itirazının haksız olduğunu ileri sürerek davalının, İİK’nın 338/1. maddesi hükmüne göre cezalandırma ve 3. kişi davalı hakkında İİK’nın 89/4. maddesine göre alacak miktarı tutarında tazminata mahkum edilmesini talep ettiği, mahkemece verilen sanığın beraatine ve tazminat davasının reddine dair kararının temyizi üzerine Dairemizin 02.10.2014 tarihli, 2014/24769 Esas ve 2014/23120 Karar sayılı ilamıyla tazminat talebi yönünden “…İİK’nın 89/4 maddesi açık hükmüne göre, mahkemece, tarafların göstermiş oldukları belge ve deliller toplandıktan sonra, gerektiğinde üçüncü kişi şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, borçlu ve 3. kişi arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi olup olmadığı, cari hesap sözleşmesi sona erip ödenebilir hesap bakiyesinin mevcut olup olmadığı, kambiyo senedinin TTK 88/3 ve 6102 Sayılı TTK’nın 90/c maddesi hükmüne göre cari hesaba kaydedilip edilmediği belirlenerek borçlunun 3. kişiden alacaklı olduğu Bakırköy 2. İcra Müdürlüğünün 2007/4246 Esas ve Bakırköy 4. İcra Müdürlüğünün 2007/4217 Esas No’lu icra takip dosyaları da incelenmek sureti ile birinci haciz ihbarnamesinin tebliğ tarihi olan 25.05.2007 tarihi itibarı ile borçlunun üçüncü kişi nezdinde mevcut ve muaccel bir alacağının var olup olmadığı ve buna göre 3. kişinin itirazının doğru olup olmadığını belirlendikten sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği, üçüncü kişiye kesin süre verilip ticari defter ve kayıtların tamamının ibrazı sağlanmadan eksik incelemeye dayalı olarak somut uyuşmazlığa uygun düşmeyen yazılı gerekçeyle hüküm tesisinin isabetsiz olduğu” gerekçesi ile kararın bozulduğu, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, mahkemece, sanık hakkında hakikate muhalif beyanda bulunma suçundan daha önce üçüncü şahsa gönderilen haciz ihbarnamesine üçüncü şahıs şirketin vekili tarafından itiraz edildiği ve vekilin beyanından sanığın sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle beraat kararı verildiği ve kararın kesinleştiğinden bahisle tazminat isteminin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

Dosya kapsamında, üçüncü kişi şirketin haciz ihbarnamesine vekili aracılığıyla itiraz ettiği gerekçesiyle mahkemece tazminat isteminin reddine karar verildiği, her ne kadar davaya konu haciz ihbarnamesine vekil tarafından itiraz edilmiş ise de; vekil tarafından yapılan itiraz ancak ceza hukuku anlamında suçun oluşumunu ve cezaların şahsiliği prensibi gereğince vekilin beyanlarından dolayı asilin cezalandırılmasını engeller. Ancak vekilin asil adına yapmış olduğu itiraz hukuki anlamda geçerli olup, tazminat davası açısından asili bağlayacağı ve bu nedenle eğer şartları var ise tazminata hükmedilmesini gerektirir.
İİK’nın 89/4. maddesine göre “üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesine müddeti içinde itiraz ederse, alacaklı, üçüncü şahsın verdiği cevabın aksini tetkik merciinde ispat ederek üçüncü şahsın İİK’nın 338/1. maddesi hükmüne göre cezalandırılmasını ve ayrıca tazminata mahkum edilmesini isteyebilir. Tetkik mercii, tazminat hakkındaki davayı genel hükümlere göre halleder.” hükmü karşısında haciz ihbarnamesine verilen cevabın gerçeğe aykırı olduğu iddiası nedeniyle üçüncü kişinin cezalandırılması isteği cezanın kişiselliği prensibi de dikkate alınmak suretiyle ayrı bir yargılama usulüne tabi olup, tazminat istemi yönünden davanın genel hükümlere göre çözümlenmesi gerektiğinden mahkeme gerekçesi isabetsizdir.
Somut olayda; mahkemece, Dairemizin 02.10.2014 tarihli, 2014/24769 Esas ve 2014/23120 Karar sayılı bozma ilamına uyulmasına karar verildiği, bozma sonrası yapılan yargılamada bilirkişi incelemesi yapılmadan ve bozma gereklerine uyulmaksızın karar verildiği anlaşılmıştır.
Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmesi halinde, (HUMK 429, HMK 363 ve devamı maddeleri) mahkeme artık bu uyma kararı ile bağlıdır. Bozmaya uyma kararı, lehine bozma yapılan taraf için usule ilişkin kazanılmış hak doğurur (HGK 2010/9-71 E., 2010/87 K.).
O halde mahkemece, alacaklının usuli kazanılmış hakkı da nazara alınarak hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda işlem yapılması ile oluşacak sonuca ve HMK’nın 297/2. maddesine uygun karar verilmesi gerekir.
Mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilamında belirtildiği üzere; İİK’nın 89/4 maddesi açık hükmüne göre, mahkemece, tarafların göstermiş oldukları belge ve deliller toplandıktan sonra, borçlu şirket ile üçüncü kişi şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, borçlu ve 3. kişi arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi olup olmadığı, cari hesap sözleşmesi sona erip ödenebilir hesap bakiyesinin mevcut olup olmadığı, kambiyo senedinin TTK 88/3 ve 6102 Sayılı TTK’nın 90/c maddesi hükmüne göre cari hesaba kaydedilip edilmediği belirlenerek borçlunun 3. kişiden alacaklı olduğu Bakırköy 4. İcra Müdürlüğünün 2007/4217 Esas No’lu icra takip dosyası da incelenmek sureti ile birinci haciz ihbarnamesinin tebliğ tarihi olan 25.05.2007 tarihi itibarı ile borçlunun üçüncü kişi nezdinde mevcut ve muaccel bir alacağının var olup olmadığı tespit edilmelidir. O halde; ticari defterlerin temini için, defterlerin ibraz edilmesi hususunda taraflara HMK’nın 220/3.maddesi ve HMK’nın 222/5. maddesi ihtarını içeren meşruhatlı davetiyenin usulüne uygun olarak tebliği ile sonucuna göre HMK’nın 222/5. maddesi gereğince bir karar verilmesi gerekirken, bilirkişi incelemesi yapılmaksızın ve eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ: Davacının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nın 366. ve HUMK’nın 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.