YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/10540
KARAR NO : 2011/2830
KARAR TARİHİ : 17.10.2011
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanık hakkında Didim Asliye Ceza Mahkemesinin 2002/157 E-2003/165 sayılı 02.05.2003 tarihli kararı ile hırsızlık suçundan 765 sayılı TCK’nun 493/1, 55/3, 59,81/2-3 maddeleri gereği kurulan hükmün Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 14.09.2005 tarih ve 2004/8947 E-2005/8811 sayılı kararı ile lehe kanun değerlendirmesi için bozulduğu, dosya içerisinde bulunan 12.05.2002 tarihli mağdurun kolluktaki beyanında “otomobilin şoför kapısı açık ve kilidi kırık vaziyette idi” dediği, 15.10.2002 tarihli oturumda ise, mağdurun bu kez “evinin önüne park ettiği aracının sabah baktığında kapılarının açık olduğunu, kapılarında herhangi bir hasar tesbit etmediğini, kapının nasıl açıldığını bilemediğini, tamircinin de kilitte hasar olmadığını söylediğini” ifade etmesi karşısında; sanığın eyleminin dosya kapsamına göre ve yukarıda belirtilen 02.05.2003 tarihli kararda da görüleceği üzere 765 sayılı TCK’nun 493/1 maddesindeki suça uyduğu kabul edildiği halde, 02.06.2006 tarihli kararda, mağdurun beyanındaki çelişkiler giderilmeden, eylemin 5237 sayılı TCK’nun 142/2-d maddesine uyduğunun kabul edilmesi kanuna aykırı ise de, sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK’nun 142/1-b maddesi kapsamında kaldığı anlaşıldığından,
Sanığın eylemine uyan 765 sayılı TCK.nun 493/1, 55/3, 102/3, 104/2. maddelerine göre, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nun aynı suça uyan 142/1-b, 31/3, 66/1-e, 66/2, 67/4. maddelerinin ayrı ayrı ve bir bütün olarak uygulanması sonucu, anılan Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddeleri ışığında, zamanaşımı bakımından 5237 sayılı Yasa hükümlerinin sanık yararına olması ve aynı Yasanın 66/1-e, 66/2 ve 67/4. maddelerinde öngörülen 8 yıllık genel dava zamanaşımının, suç tarihi olan Aralık 2001 tarihinden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … savunmanının temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma sebebi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 17.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.