YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/10613
KARAR NO : 2012/10879
KARAR TARİHİ : 10.05.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
I- Hükümlü … hakkında eylemi nedeniyle kurulan hükme yönelik temyiz itirazının incelenmesinde:
Hükümlü … hakkında kurulan Denizli 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 23.12.2003 gün ve 2003/702-2003/1112 sayılı önceki hükmünün temyiz edilmeksizin kesinleştiğinin anlaşılması karşısında; ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2007 günlü, 2007/125-186 sayılı kararında açıklandığı gibi, adı geçen hükümlü hakkındaki temyiz edilmeksizin kesinleşen ilk hüküm, ancak suç tarihinden sonra yürürlüğe giren yasalar yönünden uyarlama yargısının konusu olabilir ve genel yargı ile uyarlama yargısı birlikte yürütülemez.
Söz konusu hükmün sanık … tarafından yasal süresi içerisindeki temyizi üzerine, Yargıtay C.Başsavcılığı’nın 07.02.2006 günlü kararı ile 5237 sayılı Yasa hükümleri uyarınca değerlendirme yapılması için dosyanın mahkemesine iade edildiği anlaşılmışsa da; hakkında hüküm kesinleşmiş olan …’ın tekrar yargılama sürecine dahil edilerek, 2. hükmün kurulduğu anlaşılmaktadır. Kurulan bu ikinci hüküm, hukuki değerden yoksun ve yok hükmünde olduğundan, hukuken varlık kazanmayan bir kararın temyiz davasına konu edilmesi de mümkün değildir.
Bu nedenlerle, … hakkında yeniden kurulan 2. hükme yönelik, hükümlü müdafiinin konusu bulunmayan temyiz itirazlarının 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca isteme uygun olarak REDDİNE, 5252 sayılı Kanun’un 9/3. maddesine göre, gereğinin takdiri yönünden, mahkemesine gönderilmesi için dosyanın incelenmeden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE,
II- Sanık … hakkında eylemi nedeniyle kurulan hükme yönelik temyiz itirazının incelenmesinde:
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Sanığın, dosyada bulunan diğer iki kişi ile birlikte olay günü gecesi şikayetçiye ait park halindeki minibüsün keşfen sağlam ve muhkem olan cam fitillerini sökerek camını indirmek suretiyle içindeki ayakkabıları çalmak üzere kendi araçlarına yüklerken şikayetçi tarafından görülmesiyle ayakkabıları ve geldikleri aracı bırakıp kaçması şeklindeki eyleminde, sanık hakkında lehe yasanın belirlenmesi konusunda; 5252 sayılı Kanun’un 9/3. maddesi uyarınca, önceki ve sonraki yasaların ilgili bütün hükümlerinin somut olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle bulunması gerektiğinin ve 5237 sayılı TCK’nın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK’nın 493/1. maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu, somut olayda sanığın eyleminin, 142/1-b., 143., 35/2 maddesinde düzenlenen gece vakti hırsızlık suçuna teşebbüs suçunun yanında aynı Kanun’un yakınma bulunduğu için 151/1. maddesine uyan mala zarar verme suçunu da oluşturduğu, bu suçun 5271 sayılı CMK’nın 253. ve 254. maddeleri uyarınca uzlaşma kurumu kapsamında kalması nedeniyle taraflar arasında uzlaşmanın sağlanıp sağlanmamasına göre lehe yasanın belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Lehe yasa değerlendirmesi esnasında 5237 sayılı TCK ile karşılaştırma yapılırken, suçun teşebbüs aşamasında kalması nedeniyle aynı Kanun’un 35. maddesi uyarınca da uygulama yapılması gerektiği düşünülmeden, bulunan 2 yıl 8 ay hapis cezasının sanık aleyhine olduğundan bahisle yazılı şekilde hüküm kurulması,
3-Sanığa ait sabıkasızlık kaydındaki anne adının hatalı olduğu gözetilmeden yargılamaya devamla hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Sanığın diğer arkadaşlarıyla şikayetçiye ait minibüsteki ayakkabıları kendi araçlarına yüklerken şikayetçinin olay yerine gelmesi üzerine kaçtıklarının anlaşılması karşısında, 765 sayılı TCK’nın 523/1. maddesinde yazılı rızai iade koşulunun gerçekleşmediği gözetilmeksizin, bu madde ile uygulama yapılarak sanık hakkında eksik ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, ceza süresi bakımından 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakkının gözetilmesine, 10.05.2012 gününde oy birliğiyle karar verildi.