YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/15517
KARAR NO : 2011/3180
KARAR TARİHİ : 24.10.2011
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Müştekiye ait suça konu 63 LL 525 plaka sayılı motosikletin tanık olarak dinlenen Muhtar Köksüz’de ele geçtiği, tanığın motosikleti sanıktan bir hafta önce aldığını beyan edip herhangi bir belge sunmadan yada görgü tanığı bildirmeden, emniyet görevlileri tarafından kendisine gösterilen sabıkalılar albümünden sanığı teşhis ettiğini beyan ettiği, tanığın aynı tarihte yapılan sorgulamasında 2004 yılında işlenen hırsızlık suçu nedeni ile Bakırköy İlçe Emniyet Müdürlüğü tarafından arandığı tanığın soruşturma aşamasında alınan beyanında motoru 800 TL peşin vererek sanıktan aldığını belirtmesine karşılık kovuşturma aşamasına sanığın kendisine 800 TL borcu olduğunu ve bu alacağını motosikletin satış bedelinden mahsup ettiğine dair çelişkili beyanı bulunduğu ve sanığın aşamalardaki savunmalarında suçu kabul etmeyerek, tanık Muhtar Köksüz’ü tanımadığını beyan ettiğinin anlaşılması karşısında; Muhtar Köksüz isimli şahsın sanık sıfatı ile yargılamaya katılımı sağlandıktan sonra, Muhtar Köksüz isimli şahıstan suça konu motosikletin satımı sırasında düzenlenmiş belge bulunup bulunmadığı, ayrıca satım işleminde yanlarında bulunan ve olaya tanıklık yapabilecek şahıslar bulunup bulunmadığı sorularak, suça konu motosikletin Muhtar Köksüz isimli şahısta yakalandığı tarihten geriye doğru ne kadar süredir kendisinde olduğunun ve sanık ile müştekinin birbirlerini tanıyıp tanımadığı hususunun yapılacak kolluk araştırması sonucu belirlendikten sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ile yetinilip yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabule göre de;
1-Müştekiye ait motosikletin ikametinin bodrum katında kilitli bulunan kapısının kilidinin kırılması sureti ile işlendiğinin anlaşılması karşısında eylemin 5237 sayılı yasada 142/1-b maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu halde, lehe kanun belirlenirken gerekçesi gösterilmeden eylemin 142/2-d maddesine uygudu belirtilerek uygulama yapılması,
2-Eylemin binanın bodrum katına girilerek işlendiğinin anlaşılması karşısında, lehe kanunun belirlenmesinde değerlendirilmek üzere, bodrumun binanın müştemilatı niteliğinde olup olmadığına ilişkin araştırma yapılarak sonucuna göre 5237 sayılı TCK’nın 116/1. maddesinde düzenlenen konut dokunulmazlığını ihlal suçunu oluşturup oluşturmayacağının düşünülmemesi,
3-Lehe kanun değerlendirilmesi sırasında eylemin aynı zamanda mala zarar verme suçunu oluşturduğunun kabul edilmesine karşılık, suç tarihi itibariyle 5271 sayılı CMK’nın 253 ve 254. maddelerinde düzenlenen “uzlaşma” hükümlerine bağlı olduğu ve bu konuda değerlendirme yapılması gerektiğinin düşünülmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiinin temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakkın korunmasına, 24.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.