Yargıtay Kararı 13. Ceza Dairesi 2011/16187 E. 2011/3925 K. 02.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/16187
KARAR NO : 2011/3925
KARAR TARİHİ : 02.11.2011

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Muhkem eşyayı kırarak hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
A- Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan 5271 Sayılı CMK’nun 231/6 maddesinin a bendinde yazılı ” kasıtlı bir suçtan mahkum olmama ” koşulunun bulunmaması nedeniyle sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Hükmün gerekçe kısmında 765 Sayılı TCK’nun 493/1,522 (pek fahiş) maddeleriyle 5237 Sayılı yasadaki suçun öğelerindeki değişiklik gözetilip 5237 Sayılı TCK 142/1-e, 151/1 madde hükümleri ayrı ve bir bütün olarak değerlendirildiğinde denilerek karşılaştırma yapılmış olması ve lehe yasa olarak 5237 Sayılı yasa hükümleriyle uygulama yapılması karşısında, 765 sayılı TCK’nun sanık lehine olduğunun belirtilmesi mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak değerlendirilmiş ve hırsızlık suçundan verilen ceza sonrasında 5237 sayılı TCK.nun 53. maddesinde belirtilen haklardan yoksun kılınma kararı verilmemiş ise de; hükümlülüğün yasal sonucu olup, infaz aşamasında gözetilmesi olanaklı görüldüğünden, belirtilen hususlar bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçların sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun Dairemizce de benimsenen 08.04.2008 gün ve 2008/1-157 Esas, 2008/74 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; sonraki suç tarihinin 01.06.2005 tarihinden önce olması halinde, 5237 sayılı TCK.’nun lehe kabulü ile yapılan uygulamalarda, hükümlü hakkında 5237 sayılı TCK’nun 7/3. maddesi dikkate alınarak, aynı Kanunun 58. maddesinde yer alan tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
Karar 2011/3925

Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nun 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında kurulan hüküm fıkrasındaki cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin bölümün karardan çıkartılması suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
B- Sanık hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesine gelince;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçların sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-5237 Sayılı TCK’nun 151/1 maddesinde tanımlanan mala zarar verme suçu nedeniyle, suç tarihi itibarıyle 5271 Sayılı CMK’nun 5560 Sayılı Yasa ile yapılan değişiklik öncesindeki CMK 253 maddesi gereğince uzlaşmaya tabi olan suç nedeniyle taraflara uzlaşma teklif edilip sonucuna göre sanık hakkında uygulama yapılması gerektiğinin düşünülmemesi,
Kabul ve uygulamaya göre,
2- Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun Dairemizce de benimsenen 08.04.2008 gün ve 2008/1-157 Esas, 2008/74 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; sonraki suç tarihinin 01.06.2005 tarihinden önce olması halinde, 5237 sayılı TCK.’nun lehe kabulü ile yapılan uygulamalarda, hükümlü hakkında 5237 sayılı TCK’nun 7/3. maddesi dikkate alınarak, aynı Kanunun 58. maddesinde yer alan tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye kısmen uygun olarak BOZULMASINA, 02/11/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.