Yargıtay Kararı 13. Ceza Dairesi 2011/16517 E. 2012/21961 K. 17.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/16517
KARAR NO : 2012/21961
KARAR TARİHİ : 17.10.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Sanıklar hakkında hırsızlık suçundan hüküm kurulurken kanun maddesinin TCK’nın 142/1-b maddesi yerine 141/1-b maddesi olarak yanlış yazılması, sonuç ceza hesaplaması doğru yapıldığından yazım hatası kabul edilmiş ve sanıklar hakkında işyeri dokunulmazlığını ihlal etme ve mala zarar verme suçlarından dava zamanaşımı süresi içerisinde işlem yapılması olanaklı kabul edilmiştir.
Olayda sanık …’ın hırsızlık suçlarına doğrudan katıldığı gözetilmeden sanık hakkında TCK’nın 37/1. maddesi yerine aynı yasanın 39. maddesinin uygulanması ve adli sicil kaydından anlaşılacağı üzere, tekerrüre esas eski hükümlülüğü bulunduğu halde sanık … hakkında TCK’nın 58. maddesinin uygulanmaması karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Ceza Genel Kurulu’nun 04.03.2008 tarih ve 647/43 ile 23.03.2004 tarih ve 41/70 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere; sanık … hakkında TCK’nın 37. maddesinin uygulanmamış olması sebebiyle, cezalar 1 yıl 6 ay ve 2 yıl hapis olarak belirlenmiş ve 08.02.2008 tarih ve 26781 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren, 5728 sayılı Yasanın geçici madde: 1/1.fıkrası yollamasıyla, aynı Yasanın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231/5-14. maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin uygulanabilirlik sınırları içerisine girmiş ise de; sanık …’ın sabit kabul edilen eylemlerinin asıl cezası olan 3 yıl ve 4 yıl olarak belirleneceğinden ve aksi hal sanığın; sanığın; önceki yanılgılı uygulama nedeniyle ortaya çıkan hafif sonuç cezadan, ikinci kez mahkumiyetin sonuçlarını da kapsayacak şekilde yararlandırılmasını sağlayacak, sanığa daha önce bir kez tanınmış olan atıfet genişletilmek suretiyle hakkaniyete aykırı sonuçların doğmasına, adalet ve eşitlik ilkelerinin zedelenmesine yol açılmış olacağından, hükmolunması gereken ceza miktarı itibariyle, 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına olanak bulunmadığı anlaşılmıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
5237 sayılı TCK’nın 53/1. maddesinin (c) fıkrasındaki, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yoksunluğun koşullu salıverme tarihine kadar süreceğinin gözetilmemesi suretiyle aynı maddenin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar …, … ve … müdafilerinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye kısmen aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasındaki “TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına’’ ilişkin bölümler çıkarılarak, ‘‘53/1. maddesinde belirtilen ve 53/3. maddesindeki kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri dışındaki haklardan sanıkların mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar; 53/3. maddesi gözetilerek 53/1-c maddesi uyarınca kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise koşullu salıverilme tarihine kadar yoksun bırakılmalarına’’ cümlesinin eklenmesi suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 17.10.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.