YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/16949
KARAR NO : 2012/1202
KARAR TARİHİ : 20.01.2012
Hırsızlık suçundan sanık …’nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-b, 143, 145, 63. maddeleri gereğince 2 yıl 8 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair, Kartal 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/11/2005 tarihli ve 2005/310-581 sayılı kararın Adalet Bakanlığının 25.12.2009 tarih ve 2007/15010/73772 sayılı kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyasının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 11.01.2010 tarih ve 2009/299695 sayılı tebliğnamesiyle Dairemize gönderilmekle incelendi.
MEZKUR İHBARNAMEDE
Dosya kapsamına göre,
1-5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un “Lehe olan hükümlerin uygulanmasında usul” başlıklı 9. maddesi 3. fıkrasında “Lehe olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.”
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Zaman bakımından uygulama” başlıklı 7. maddesi 2. fıkrasında “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.”
Şeklindeki düzenlemeler gereği, sanık lehine olan cezanın belirlenebilmesinin, mahkemesince her iki kanun hükümlerinin bir bütün hâlinde olaya uygulanmasıyla mümkün olacağı, somut olayda ise 765 sayılı Türk Ceza Kanunu hükümleri dikkate alınmaksızın ve lehe olup olmadığı değerlendirilmeksizin 5237 sayılı Kanun hükümleri uyarınca karar verilmesinde,
2-Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 23/01/2006 tarihli ve 2005/16216 esas, 2006/124 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 493/1. maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu eylemin hırsızlık fiili yanında 5237 sayılı Kanun’un 116. maddesine uyan işyeri dokunulmazlığını bozma ve aynı Kanun’un 151/1. maddesine uyan mala zarar verme suçlarını da oluşturduğunun gözetilmemesinde,
3-Olay günü güneşin 16.48’de battığı, müştekinin 08.04.2005 günlü oturumda, suçun evde olmadığı 17.00-21.00 saatleri arasında işlendiğini belirtmesi, sanığın da soruşturma aşamasında “evde ışıkların yanmadığını görünce hırsızlık suçunun işlediğini” belirtmesi karşısında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 143/1. maddesinin uygulanmasına ilişkin kanıtların neler olduğunun kararda gösterip tartışılmadan fazla ceza tayininde,
4-5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 145. maddesinin malın değerinin azlığını cezada indirim sebebi saydığı, değer fazlalığı ile ilgili herhangi bir düzenleme getirmediği gözetilmeksizin fazla ceza tayininde, isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK.nın 309.maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşılmış olmakla,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
I- (1) nolu kanun yararına bozma istemi nedeniyle yapılan incelemede;
Yasa yararına bozma yöntemi, karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesini ve ülke sathında uygulama birliğine ulaşılmasını sağlamak amacıyla, olağanüstü bir denetim muhakemesi yolu olarak Ceza Yargılaması Yasası’nın 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu denetimin konusu, maddi ve yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılıklardır. Ancak, gerek kesin hükmün otoritesinin korunması zorunluluğu, gerekse olağanüstü bir denetim yolu olması nedeniyle dar kapsamlıdır; her türlü hukuka aykırılığın öne sürülüp incelenmesine elverişli bir denetim yolu değildir.
Dolayısıyla, bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir.
Somut olayda; lehe yasanın belirlenmesi amacıyla 765 sayılı Yasa uyarınca uygulama yapılmaması usule uygun değil ise de, belirtilen uygulama yanılgısının yasa yararına bozma yasa yoluyla incelenmesinin “hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi ve ülke sathında uygulama birliğine ulaşma” amaçlarına erişme yönünde herhangi bir katkı sağlamayacağı; başka bir deyişle, anılan hukuka aykırılığın yasa yararına bozma yoluyla incelenmesi halinde, sadece yapılan uygulamanın yanlış olduğunun tespit edilmesiyle yetinileceği, yapılacak bu tespitin ise kimseye bir yarar veya hukuk alemine herhangi bir yenilik getirmeyeceği anlaşıldığından bu konudaki istemin REDDİNE,
II-(2) no’Iu kanun yararına bozma istemleri nedeniyle yapılan incelemede;
Olay günü belirlenemeyen bir vakitte yakınanın evine şahsi çeviklikle pencere panjurunu kırarak girip evden, 5000 TL. değerinde eşya çalan hükümlünün eyleminin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-b maddesine uyan hırsızlık suçu yanında ayrıca aynı Kanun’un 116. maddesine uyan konut dokunulmazlığını bozma ve 151/1. maddesine uyan mala zarar verme suçlarını da oluşturduğunun gözetilmemesi nedeniyle, (2) nolu kanun yararına bozma istemi, incelenen dosya içeriğine göre, yerinde görüldüğünden istemin kabulü ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309.maddesinin 4.fıkrasının (c) bendi uyarınca, aleyhe sonuç doğurmamak ve yeniden yargılama yapılmamak üzere BOZULMASINA,
III-(3 ve 4) no’lu kanun yararına bozma istemlerine gelince:
Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbar yazısı yerinde görüldüğünden (3 ve 4) nolu bozma istemlerinin kabulü ile hırsızlık suçundan hükümlü … hakkında Kartal 1. Asliye Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 08/11/2005 tarihli ve 2005/310-581 sayılı kararın 5271 sayılı CMK.nun 309.maddesi gereğince BOZULMASINA, aynı Yasanın 309/4-d maddesi uyarınca hüküm fıkrasından 5237 sayılı TCK’nun 143 ve 145. Maddelerinin uygulanmasına ilişkin bölümlerin çıkartılmasına, hükümlünün sonuç cezasının 5237 sayılı TCK’nun 142/1-b maddesi uyarınca belirlenen 2 yıl hapis cezası olduğunun belirtilmesine, infazın bu ceza üzerinden yapılmasına, karardaki diğer yönlerin saklı tutulmasına, 20. 01. 2012 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.