Yargıtay Kararı 13. Ceza Dairesi 2011/17710 E. 2012/26303 K. 06.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/17710
KARAR NO : 2012/26303
KARAR TARİHİ : 06.12.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Kasıtlı suçtan hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum edilen sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinde yer alan hak yoksunluklarına hükmedilmemesi, mahkumiyetin kanuni sonucu olup infaz aşamasında gözetilmesi olanaklı görülmüştür.
I) Sanıklar …, …, … hakkında kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde;
5237 sayılı TCK’nın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK’nın 493/1-son. maddelerindeki suçun öğelerinin farklı olduğu, somut olaya göre, sanıkların eyleminin, 5237 sayılı Yasanın 142/1-b, 143 maddelerindeki gece vakti hırsızlık suçunun yanı sıra aynı Yasanın 151/1 maddesindeki mala zarar verme ve 116/1-4 maddelerindeki geceleyin konut dokunulmazlığını bozma suçlarını da oluşturduğu, suç tarihi itibarıyle mala zarar verme ve konut dokunulmazlığını bozma suçlarının şikayete bağlı ve uzlaşma kapsamında olması nedeniyle uzlaşma imkanı sağlandıktan sonra, sanıkların eylemine uyan 765 sayılı TCK’nın 493/1-son, 522 maddeleriyle, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın aynı suça uyan 142/1-b, 143, 53; 151/1, 116/1-4 maddelerinde öngörülen özgürlüğü bağlayıcı cezanın türü, alt ve üst sınırları bakımından anılan Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddeleri ışığında uygulama yapılıp sonucuna göre lehe olan yasanın belirlenmesi gerektiği düşünülmemiş ise de; her durumda 5237 sayılı TCK’nın lehe olması sonuca etkili görülmemiştir.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 
Ancak;
Sanıklar hakkında ortak yapılan yargılama giderlerinin paylarına düşen miktarlar da ayrı ayrı alınması yerine, “müteselsilen” alınmasına karar verilmesi suretiyle, 5271 sayılı CMK’nın 326/2. maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak yargılama giderine ilişkin hüküm fıkrasından “müteselsilen” sözcüğü çıkarılıp, yerine “payları oranında ayrı ayrı“ sözcüğünün eklenmesi suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
II) Sanık … hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 
Ancak;
1- Katılana iade edilmesi için sanık …”in suça konu eşyalardan yüzükler, tesbih ve cep telefonunu talaşlar içerisinde sakladığı yeri söylemesinin ve eşyaların bulunarak katılana teslim edilmesi ile kısmı iadenin sanık tarafından sağlandığı anlaşılması karşısında: hakkında 5237 sayılı TCK’nın 168/4 .maddesince öngörülen kısmi iade halinde etkin pişmanlık hükmünün uygulanması için katılanın rızası gerektiğinden, katılına rızasının olup olamadığının sorulmadan, sanık hakkında 168/4 maddesinin uygulanması değerlendirmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
2- Sanıklar hakkında ortak yapılan yargılama giderlerinin paylarına düşen miktarlar da ayrı ayrı alınması yerine, “müteselsilen” alınmasına karar verilmesi suretiyle, 5271 sayılı CMK’nın 326/2. maddesine aykırı davranılması,
 Bozmayı gerektirmiş sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, 06.12.2012 tarihinde oy birliği ile karar verildi.