YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/18991
KARAR NO : 2012/11095
KARAR TARİHİ : 14.05.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Hükmün gerekçesi açıklanırken sanığın kişiliği, geçmişteki hali ve suça olan eğilimi gözetildiğinde koşulları oluşmadığından sanık hakkında TCK’nın 50. ve 51. maddelerinin uygulanmasına yer olmadığının belirtilmesi karşısında tebliğnamede bu hususta bozma isteyen düşünce benimsenmemiştir.
Sanığın önceden kasıtlı suçlardan hükümlülükleri bulunması nedeniyle 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede;
1- Hükmün dayanağını teşkil eden parmak izinin tespitine ilişkin ekspertiz raporunun sanığa okunmadığı, sanığın aşamalarda suçu kabul etmediğinin anlaşılması karşısında, dosyada kayıtlı parmak izinin sanığa ait olup olmadığının sorulmadığı, olay yerinden elde edilen parmak izinin gerekirse sanığın yeniden alınacak parmak izi ile kıyaslanarak sanığa ait olup olmadığı kuşkuya yer bırakamayacak şekilde tespit edilerek sanığın hukuki durumunun tayini ve takdiri gerekirken mahkumiyete esas teşkil eden parmak izi raporlarının sanığa okunup diyecekleri dahi sorulmadan mahkumiyet hükmü kurulmak suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
2- Uyap kayıtlarına göre; olay günü güneşin 19.45’te battığı, yakınanın evini 20.00 sıralarında terk ettiği ve 22.00 sıralarında döndüğünde hırsızlık eyleminin gerçekleştiğini fark ettiği, buna göre eylemin hangi zaman diliminde gerçekleştiğinin belli olmaması nedeniyle şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği gündüz işlendiğinin kabulü gerektiğinin anlaşılması karşısında 5237 Sayılı TCK’nın 143. maddesiyle cezadan artırım yapılması,
3-Somut olayda koşulları bulunmadığı halde, 5237 sayılı TCK’nın 145.maddesi ile cezadan indirim yapılması,
4-5237 sayılı TCK’nın 53/1. maddesinin (c) fıkrasındaki, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yoksunluğun koşullu salıverme tarihine kadar süreceğinin gözetilmemesi suretiyle aynı maddenin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması,
5-Yüklenen suçun 13.04.2005 tarihinde işlendiğinin anlaşılması karşısında gerekçeli karar başlığında yazılı şekilde belirtilmesi,
6-Sanık müdafiinin adının karar başlığında yazılmaması suretiyle 5271 Sayılı CMK’nın 232/2-b maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, sanığın ceza süresi yönünden kazanılmış hakkının gözetilmesine, 14.05.2012 tarihinde oy birliği ile karar verildi.